Fetih Nesli Forum
Ünal ÇuLcu: Gencin Süsü Güzel AhLaktır...

Deng e Dılemın:

Sen Bana Gözlerinle Değil de Kalbinle Bakmış Olsaydın Seni Ne Kadar Çok sevdiğimi Anlardın


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Künye
* Ambar
* Arkadaşlarım
* Ünal ÇuLcu Space
* Özel Günlük
* Niğde Üniversitesi Tarih
* Saadet Partisi
* Hoş Resimler, Deniz, Dağ, Manzara Resimleri
* Sevgi ve kardeşliğin Teminatı
* AnadoluHaber
* Mynet Sayfam
* Bahar Güneşi'nin Sayfası
* Giresun Agd
* Milli Gazete
* Anadolu Gençlik Dergisi
* Haber Alemi
* Haber 5
* Boyut Haber
* Niğde Üniversitesi
* Umut Fm
* Bilişim Blogu
* Yeni Dünya Dergisi
* Anadolu Gençliği Forum
* Milli Görüş Portal
* Tarih Hazinesi

Kategoriler

  • biyografi
  • dini
  • Edebiyat
  • egitim
  • GunceL
  • Haberler
  • karikatur
  • Kisisel
  • KlipLer
  • makaleler
  • Mizah
  • Resimler
  • SagLIk
  • sevdigim siirler
  • spor
  • Tarih
  • Tefsir
  • Teknoloji

  • Son Yazılar

    Biraz Futbol... Galatasaray'ın Gollerinden Derlenmiş Enstantaneler...
    Mardin
    Burası Türkiye mi?
    Limon Hastalıklara Birebir!
    Ilımlı İslam Projesinin Müslümanların Zihinlerine Tecavüzünün Resmidir
    Her gün Anneler günüdür
    Trabzonspor Fener'i ezdi geçti
    VEEE 2007-2008 SEZONUNUN ŞAMPİYONU GALATASARAY...
    6 yıldır neredeydiniz?
    Türkiye’yi her zaman yanımızda hissetmek istiyoruz
    Türkiye, AB’yi korkutuyor
    Fethin 555. Yıl Dönümünde Sakarya'dayız...
    2. Abdülhamit Han'ı arıyoruz...
    Anadolu Gençlik, Hoca’nın gençliğe hitabesini yayınladı
    Dualarımızda bile yer bulamayan Doğu Türkistan…
    İslâm’ın Avrupa’daki tarihi
    Anadolu Gençlik’ten 100. Sayı Sürprizi
    Televizyonlarda görücü usulü evlilik
    Acısıyla Tatlısıyla Zanzibar
    Bu âyini protesto ediyorum!
    29 Mayıs'ta Fethin 555. Yılı Şöleninde Sakarya'da Buluşuyoruz!
    19 Mayıs'ta GAZETE ALMA!
    İhkak-ı hak mücadelesinde hukuk yolu
    Ücretin yüzde 39’u vergiye gidiyor
    Bugün 23 Nisan, siyasette biraz gergin oluyor insan
    Nisan (8)

    Biraz Futbol... Galatasaray'ın Gollerinden Derlenmiş Enstantaneler...

    Biraz Futbol... Galatasaray'ın Gollerinden Derlenmiş Enstantaneler...



    Tarih: 21:23, 15/5/2008 Kategori: KlipLer
    Yorum (0) | Bağlantı

    Mardin

    Dünya Miras Listesinde yer alan, Mezopotamya'yı seyreden tarihi kent; Mardin...




     

    Mardin kitaplara sığmayacak kadar derin kültüre sahip bir ilimiz, konunun MÖ.8000 yıllarına dayanan tarihi yönü bir tarafa Urfa-Viranşehir yoluyla gelip de Kızıltepe kavşağından dönerek yükselmeye başlayınca karşınıza bir tablo gibi çıkan çarpıcı özellikteki kent, kiremitsiz evleri, basamaklı, daracık gizemli sokaklarla birbirlerinin havasını, ışığını kesmeyecek şekilde sırt sırta binerek kaleye doğru tırmanıyor.

     

     

    Özellikle akşam güneşinde ışığı arkanıza alıp da, eski Mardin kentinin karşısına geçip adeta bakıştığınızda, kent sizi, siz kenti seyrediyorsunuz! Cephesi size dönük tamamını bir defada görebildiğiniz ender yerleşimlerden biri olan kent aslında uçsuz bucaksız uzanan Mezopotamya'yı seyrediyor, biz araya giriyoruz!. Fakat bu seyir ne bir saate, ne bir güne, ne de daha fazlasına sığacak gibi değil. Günün değişik zamanlarında, mevsimsel ışık efektlerinin sihiri ile her saat başka görünen Mardin de akşam güneşinin kızarttığı gökyüzü ve evlere yansıyan sarartısı içinde ilk dikkati çeken görkemli kale eteğinde omuz omuza vermiş motiflerle süslü kesme taş evlerin dayanışması arasında sivrilen minareler, kiliseler, farklı mimari yapı tarzı oluyor.
    Apartman dokusu hakimiyetindeki illerden gelenler için bu görüntü ilk kez Mardin'i görenlerde değişik duygular yaratıyor. Araç giremeyen, çöp toplama dahil taşımacılığın at, eşek, katırlar ile yapıldığı basamaklı sokaklarda yürürken, kemerler altından geçilen dehlizler ilk kez gelen ziyaretçileri hayretler içinde bırakabiliyor! Kapı üstü süsleri, kapı tokmakları, pencereler gibi detaylara dalarsanız kent gezisi içinden kolay kolay çıkabilmeniz hiç mümkün olmuyor ! Yine de Mardin'e gitmeden önce bu ili tanıtan kitaplar okumalı, açıkçası tarihini, coğrafyasını, kültürünü çalışıp gitme ihtiyacı duyuluyor.

     

     

    Güneydoğu acılı kebapları ün şalmış. Bölgenin pul biberleri hediyelikler arasına bile girmiş Pul biberlerle lezzetlenen patlıcanlı kebapların yanı Mardin mutfağının lezzetleri arasında iştah açan nar ekşili acılı, baharatlı salatalar, Kitel adıyla anılan içli köfte, bir tür dolma olan mumbar, taze etten yapılan domatesli Mardin güveci, doğal ortamda beslenmiş kuzu ve oğlakların kol kısmından içine iç pilav doldurulup dikilmesi ve uzun süre buharda pişirilen kaburga dolması, şenbuzek adı verilen lahmacunlar, alinazik, irmik helvası, zerde, sütlaç, yoğurt tatlısı, doyurucu olduğu kadar hazmettirici bir kahve türü olan mırra ile son bulan yemekler yöresel özellikler taşıyor






    Mardin şehir merkezi

     


    Mardin Kalesi

     


    Mardin evleri

     


    Mar Mihail Kilisesi

     



    --


    Tarih: 09:40, 15/5/2008 Kategori: Resimler
    Yorum (0) | Bağlantı

    Burası Türkiye mi?

    ADANA'NIN ŞALGAMI, NASIL

    'SHALGAM' OLDU ?

    image00111.jpg

    Son yıllarda, iş yeri adlarındaki yabancılaşma pek çok kişinin dikkatini ve tepkisini çekiyordu. Toplum olarak Türkçeye karşı kayıtsızlığımız, iş adamlarımızı ve esnafımızı da etkilemişti. Marka adı olmamasına rağmen iş yerlerinde yabancı kaynaklı kelime kullanımı giderek yaygınlaşıyordu. İş yerlerine Türkçe ad vermek dururken yabancı kaynaklı adlar verilmesi; caddelerimizin, sokaklarımızın görüntülerini de yabancılaştırmıştı. Caddede yürürken mağaza adlarına bakan kişi; Türkiye'de mi, yabancı bir ülkede mi olduğunu anlayamıyor. Birkaç yıl önce Türk Dil Kurumu, bir caddedeki iş yeri tabelâlarının fotoğrafını afiş yapmıştı. Afişte tek bir cümle vardı: Burası Türkiye mi? Gerçekten de Türkiye'de mi yaşıyorduk?

    Aklı başında pek çok kişi, iş yeri adlarında yabancı kaynaklı kelimelerin kullanılmasını tepkiyle karşılıyordu, ama bu tepkiler iş yeri adlarındaki yabancılaşmayı önleyemedi. İş yerine yabancı ad verme, zamanla moda hâline geldi.

    Oysa yakın geçmişte, çok değil otuz kırk yıl önce, herkes iş yerine Türkçe adlar koymak için birbiriyle âdeta yarışırdı.

    Adana'da ilkokula giderken okul yolumun üzerinde bir kasap vardı: Gök Kuşağı Kasabı. Tabelâda benekli bir kuzu resminin üzerinde kasap dükkânının adı gök kuşağının renkleriyle yazılmıştı. Yine o yıllarda Adana'nın Çakmak Caddesinde Altın Bakkal vardı. Atatürk Caddesinde bugün Klik diye bir iş yerinin açıldığı yerde ise İlk Bahar Kıraathanesi (o yıllarda ilkbahar ayrı yazılırdı) bulunuyordu. Kısacası pek çok iş yerinin adı Türkçe idi. Herkes iş yerine Türkçe, hem de kaynaklarını Eski Türkçe döneminden alan adlar koyardı. Sonra ne oldu? Altın Bakkal, önce marketlerle, sonra da süper marketlerle yarışamadı, hiper market çağını göremeden kapandı gitti. İlk Bahar Kıraathanesi bir holdinge satıldı, yıkıldı. Daha sonra yerine iş merkezi kuruldu. Gök Kuşağı Kasabı ise birkaç yıl önce modaya uydu ve Rainbow Kasabı oldu.

    Hemen her şehrimizde, hatta ilçemizde benzer olaylar yaşanmıştır, yaşanıyordur.

    Bunlarla uğraşırken Adana'nın en verimli topraklarında, göbekli marulların yetiştirildiği bereketli topraklar üzerinde büyük bir alışveriş merkezi kuruldu: M1 TepeM1 diye yazdığıma bakmayın, burayı kuranlar "Me bir" demiyor, "Em bir" diyor… "Em van" demediklerine şükrediyorum… Bu alışveriş merkezinde yabancı kaynaklı iş yeri adları hemen dikkat çekiyordu: Real, Cinemaxx ve başkaları… Bunların yanında Türkçe adlar kullanan iş yerleri de vardı: Ayakkabı Dünyası, Annemin Mutfağı, Sun (Adana'nın en eski pastahanelerindendir, Türkçe sun- fiilinden adını almıştır). Bu iş yerlerine Türkçe adlar koyan iş yeri sahiplerine ve kurumlara yürekten teşekkür ederim.

    Bu alışveriş merkezinde dikkatimi çeken başka iş yeri adları da oldu. Birkaç iş yeri, Türkçe ad taşıyordu ama bu adların yazılış şekilleri Türkçeye uygun değildi: Adana'nın meşhur şalgamını satan bir iş yeri, tabelâsına Shalgam diye yazmıştı. Hemen yanındaki kuru yemişçinin tabelâsında ise Yemish yazıyordu… Lokantaların olduğu bölümde ise Adana kebabı satan kebapçının tabelâsında Kebabchi vardı.

    Böyle bir şey nasıl olur? Bunu kim, hangi düşünce ile yapıyor anlamak mümkün değil. Bu, Türkçeyi bir İngiliz gibi, bir Amerikalı gibi yazmaktan başka bir şey değildir. Bilgisayar ve internet ortamında bile Türkçe karakterler yaygın bir şekilde kullanılırken tabelâlarda bu şekildeki bir yazılışı kabul etmek mümkün değildir. Şu anda sadece ağ kümesi (web site) ve elmek (elektronik mektup) adreslerinde Lâtin alfabesindeki temel harfler dışında karakterler kullanılamıyor. Sadece harfler mi? Meselâ internet ve elmek adreslerindeki nokta yerine virgül kullanamazsınız. Adreste @ işareti olmadan elmek gönderemezsiniz. Bunlar tamamen zorunluluktan kaynaklanıyor. Belki bir süre sonra ağ kümesi ve elmek adreslerinde de Türkçe karakterleri kullanabileceğiz. Bilgisayar ve internet ortamında bile Türkçe karakterleri rahatlıkla kullanırken iş yeri tabelâlarında Türkçe veya Türkçeleşmiş kelimelerde

     "ş" sesi için sh,

    "ç"  sesi için ch,

    "ı"  sesi için i  harflerini kullanmanın hiçbir mantığı yoktur.

    Bilindiği gibi Türkçedeki /ç/, /ş/, /ğ/ gibi ünsüzler için Lâtin kaynaklı alfabemizde özel harfler bulunmaktadır. Yine "ı" sesi için de yazımızda özel bir karakter kullanmaktayız. Bu ve benzeri diğer harfleri, başında bizzat Atatürk'ün bulunduğu bir kurul belirlemiştir. Yeni Türk yazısı ile ilgili yasa 1 Kasım 1928'de Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek kabul edilmiş ve 3 Kasım 1928'de Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu iş yerleri Atatürk'ün harf inkılâbına ve 1353 sayılı alfabe yasasına aykırı hareket etmektedirler. Atatürk'e ve onun harf inkılâbına saygısızlık olarak adlandırılması gereken bu davranışı yapanlar uyarılmalıdır. Adana Büyükşehir Belediyesi ve Seyhan Belediyesi bu konuda harekete geçmelidir. Yargı organları, konunun üzerine ciddiyetle eğilmelidir. Ülkenin her yasası önemlidir ve toplum düzenini sağlamaya yöneliktir. 1353 sayılı yasa da ülkedeki yazı birliğini sağlayan yasadır. Yasa ile belirlenmiş alfabeyi şurasından burasından delerek uygulanamaz hâle getirmek, zamanla ülkedeki yazı birliğini bozacaktır. Türk dünyasında ortak alfabenin kullanılması ve ortak iletişim dili kurulması konularında düşünceler üretilirken, tartışmalar yapılırken birileri sırf 'değişik olayım, dikkat çekeyim' diyerek Türk yazı birliğini bozacak! Türk dünyasında ortak alfabe derken Türkiye cumhuriyetinde yazı birliğimizi kaybedeceğiz. Buna kimsenin izin vermemesi gerekir. Ülkemizin mağazalarının, kuruluşlarının adlarının Türkçe olması ve Türk alfabesiyle yazılması esas olmalıdır.

    Bu konuda belediyelerimize de görevler düşmektedir. İş yeri adlarını belediyeler denetleyebilir. Belediyeler iş yeri açma izninin verilmesi sırasında marka adı dışında Türkçe ad kullanmayan mağaza ve kuruluşlara izin vermeyebilir. Nitekim Karaman, Afyon, Kastamonu, Kırşehir, Boyabat, Salihli, Turgutlu gibi pek çok il ve ilçe belediyesi iş yerlerinin tabelâlarında ve reklâm amaçlı ilânlarında Türkçe kökenli kelimeler kullanılması, yeni açılacak iş yerlerine Türkçe adlar konulması konusunda kararlar almışlardır. Türk Dil Kurumu, bu belediyelere onur belgesi vermiştir. Uygulamanın yurt sathına yayılması yararlı olacaktır.

    Shalgam, Yemish, Kebapchi mağazalarının sahiplerine de buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum: Türkçeye, Atatürk'e ve 1353 sayılı alfabe yasasına saygı göstererek iş yeri adlarınızı yeni Türk yazısındaki harflerle yazınız. Yapacağınız bu değişikliğin takdirle karşılanacağından emin olunuz. Topluma örnek olacak bir girişimi başlatmanın onurunu taşıyınız.

    Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN


    Tarih: 09:12, 15/5/2008 Kategori: makaleler
    Yorum (0) | Bağlantı

    Limon Hastalıklara Birebir!

    Limon ilaç gibidir ve faydası sayılamayacak kadar çoktur. İşte ağızları sulandıran limonla ilgili müthiş bilgiler!

     


    Limon C vitamini başta olmak üzere A ve B vitaminleri açısından zengin bir besindir. Meyvenin içinde beyaz tohumları (çekirdekleri) yer alır. Bu tohumların biçimi oval ve bir ucu sivridir. Limon meyvesinin sıkılmasıyla elde edilen suyu, bazı çorba, yemek ve salatalara katılır. Limonatası yapılıp serinletici olarak içilir. Kimi sebze yemekleri ve reçeller yapılırken kararmamaları için içine limon suyu eklenir. Limon kabuğundan elde edilen esans, kozmetik maddeleri ve içki yapımında kullanılır.

    LİMONUN FAYDALARI

    Vücuda güç verir. İştah açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir. İdrar söktürücüdür. Damar sertliğini ve tıkanıklığını önler. Kanı temizler ve kan dolaşımını kolaylaştırır. Soğuk algınlığı, nezle, grip ve öksürük şikâyetlerini azaltır. Mikrop öldürücüdür. Besin zehirlenmelerinde ve böcek ısırıklarında yararlıdır. Rahatlatıcı etkisi ile vücuttaki ağrıları hafifletir, ateşi ve tansiyonu düşürür. Mide bulantısını ve baş dönmesini giderir. Kansızlığa karşı etkilidir. Diş ve dişetlerini kuvvetlendirir ve dişleri beyazlatır. Sivilceleri ve nasırı azaltır.

    LİMON NASIL KULLANILIR?

    Daha çok Limonun suyu salata ve yemeklerde kullanılır. Ayrıca çiçeklerinden, kabuklarından ve yapraklarından da faydalanılır. Kabukları haşlanıp suyu içilirse vücudu kuvvetlendirir ve vücuttaki kurtları dökmeye yardımcı olur. Limon suyu ile gargara yapılırsa ağız, boğaz ve bademcik iltihaplarına iyi gelir. Limon, kabuklarıyla birlikte banyo suyuna sıkılıp bu su ile banyo yapılırsa kan dolaşımını hızlandırır ve cildi canlandırır.



    http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=46549


    Tarih: 09:02, 15/5/2008 Kategori: SagLIk
    Yorum (0) | Bağlantı

    Ilımlı İslam Projesinin Müslümanların Zihinlerine Tecavüzünün Resmidir

    Image

    Fatih Üniversitesi nde Basörtülü bir üniversite ögrencisi eli kanlı terör devleti israilin baskonsolosuna cicek verdi.

    Bu fotograf neden önemlidir?

    Birincisi ırkcı emperyalistlerin dünyamızı yasanılmaz bir hale getirdikleri bir dönemdeyiz.Sayılarının azlıgına aldırıs etmeden dünya üzerindeki nimetlerin büyük bölümüne iktisadi ve askeri zorbalıklarla sahip olan siyonist  güclerin yaptıkları zulumlerin haddi hesabı yok.Irak , Afganistan ,Sudan Filistin ve kan ve göz yasının oldugu her yerde kendini gösteren siyonist güclerin planlarına karsı cıkabilecek olan yegane güc olan islamdır.Bunun farkında olan küresel güclerin islamın kafire karsı mukavemet kabiliyetini ortadan kaldırmaya yönelik  ılımlı islam projesinin müslümanların zihniyet dönüsümüne etkisini gösterdigi icin önemlidir.

    İkincisi kurtulus savasının baslatılmasında bile önemli bir yere sahip olan , milletin namus olarak gördügü , yıllardır üniversitelerde basörtüsü yasagına karsı yapılan basörtüsü mücadelesinin anlamını yitirmesidir. 

    Eli müslüman kardeslerinin kanıyla sulanmıs birisine cicek veren basörtülü müslüman bir üniversite ögrencisi....

    Burada problem hüsniyetle cicek veren kardesimiz degildir. Onu bu denli suursuz bir kimlige sokan ılımlı islam projesinin masalarıdır.  

    Bilinmelidir ki dünyayı kan gölüne ceviren siyonistlerin ve onların isbirlikcilerinin hesaplarının üserinde bir Hesap vardır.Bu millet asırlar boyu nasıl islamın sancaktarlıgını yaparak sereflendiyse gelecekte de ırkcı emperyalistlerin zulümlerini durdurup adil bir dünya kuracaktır

    www.4fakulte.com


    Tarih: 09:28, 12/5/2008 Kategori: Haberler
    Yorum (0) | Bağlantı



    Tasarım ve Kodlama: Ünal ÇuLcu © 2008 - Mail:UnalCulcu@hotmail.com - UnalCulcu@gmail.com - Msn:Unal@UnalCulcu.net - 070404020@Nigde.Edu.Tr
    Google
    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->

    Site ekle (Vynet) Toplist İnternetten Para Kazanmak İçin Tıklayın! İnternetten Para Kazanmak İçin Tıklayın!