31/1/2009 · Kategori: Haberler

Bahçeli: Başbakan'ın Gösterdiği tepki haklı, meşru ve yerind

Erdoğan'a destek
'Gösterdiği tepki haklı, meşru ve yerinde'

ANKA


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta gösterdiği tepkinin, tartışılsa bile haklı, meşru ve yerinde olduğunu bildirdi.

Bahçeli, yazılı açıklamasında, Davos’taki panelde, oturum yöneticisi ile İsrail Cumhurbaşkanı’nın Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen bulunan Başbakan Erdoğan’a hitaben, üslup ve yaklaşımlarının, milletin asla kabul edemeyeceği bir küstahlık örneği oluşturduğunu belirtti.

Bahçeli, “Tartışma esnasında taşıdığı sorumluluk ve makama yönelik olarak aşağılayıcı ve nezaketsiz tavırlara maruz kalan Başbakan Erdoğan’ın aziz milletimiz adına gösterdiğini düşündüğümüz tepkileri, yöntemleri tartışılsa bile haklı, meşru ve yerindedir” dedi. Başbakan Erdoğan’ın paneli terk ettikten sonraki basın toplantısında, “Tepkisinin panel yöneticisine yönelik olduğunu, kimsenin hedef saptırmaması gerektiğini, İsrail Cumhurbaşkanı’na, İsrail halkına ve Musevilere karşı bir tepki ve tavır olmadığını açıklama telaşı içine girdiğini” öne süren Bahçeli, “Bu telaş gösterilen tepkileri zayıflatmış ve kafaları karıştırmıştır” dedi.

-"CİDDİ SONUÇLARI OLUR"–

Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın özellikle İsrail politikalarına ve İsrail Cumhurbaşkanı’na yönelik doğrudan itham ve eleştirilerinin, bundan sonra Türkiye-İsrail arasında yeni bir ilişkiler sürecinin başlatılmasını gerektirecek kadar önemli ve ciddi sonuçlar doğuracağını savundu. Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’nin onurunu korumak için gösterdiğini belirttiği tavır ve tepkinin, toplantıyı terk etmekle sınırlı, anlık ve geçici bir hareket olarak kalmamasını isteyen Bahçeli, “Teslimiyetçi siyasi geçmişinde rastlanmayan bir hassasiyetle; mazlum Filistinliler’in haklarının savunulmasında gösterdiği tutumun, dik durmaya devam edeceğine dair sözlerinin ve akabinde Atatürk’ün mücadelesine atıfta bulunmasının, Başbakanın şahsında olumlu bir değişim ve dönüşüm sürecini yaşadığına dair iyimser bir işaret olması temennimizdir” dedi.

-"SIRA DİĞER KONULARDA"-

Bahçeli, milli bir duruş göstermek için sıranın; terörle mücadele ve Türkmenlere sahip çıkılması konusunda Barzani; soykırım iddialarına karşı Ermenistan; Kıbrıs Türklüğünün mücadelesinde Rum Yönetimi ve Yunanistan; taviz ve dayatma listelerine karşı Avrupa Birliği; bölgesel tehdit ve zorlamalar için ise ABD ile olan ilişkilere geldiğini savundu. Başbakan Erdoğan’ın önündeki gerçek haysiyet sınavının bundan sonraki süreçte belli olacağını anlatan Bahçeli, “Başbakan ve hükümeti bu aşamada, ya Türkiye’nin milli tezlerini; baskı, dayatma, taviz ve hakaretlere maruz bırakmadan ısrarla savunarak yeni bir sayfa açacaktır. Ya da Davos’ta gösterilen duruş, şuurlu bir tepkinin ve samimi bir sorumluluğun eseri olmaktan çıkacak, anlık bir öfkenin gelip geçici esintisi olarak teslimiyet devam edecektir. Bundan sonraki gelişmeler bu gerçekler ışığında takip edilmeli ve Başbakan’ın samimiyeti sorgulanmalıdır” dedi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/1/2009 · Kategori: Haberler

Pörsümüş Chp Zihniyeti! Onur Öymen: Perese Sen Diye Hitap Edeme


 
 
Başbakan Erdoğan'ın Siyonist İsrail Cumhurbaşkanı'na haddini bildirmesi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'i rahatsız etti

30/01/2009

         CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in, bazı televizyon kanallarında canlı yayına bağlanarak Başbakan Erdoğan için, sanki bir İsrail yetkilisi gibi “Peres'e ‘Sen' diye hitap edemezsiniz” demesi, “Yahudi ağzıyla konuşmak” olarak yorumlandı.

ÖYMEN: “PERES'E 'SEN' DİYE HİTAP EDEMEZSİN
CHP'li Öymen, “Ama gidip terörist Hamas'ı savunursanız, Türkiye'yi dünyada 5 paralık edersiniz.” derken, sanki bir İsrail yetkilisi gibi “Sayın Peres'e ‘Sen' diye hitap edemezsiniz.” sözleri dikkat çekti. “Uluslarası ilişkide böyle bir üslup yok. Sayın başbakan çok yanlış yaptı” diyen Öymen, “Aslında modern dünyada Davos değil Erdoğan bitmiştir.” ifadesini kullandı.

ÖYMEN'E GÖRE HAMAS'IN PKK'DAN FARKI YOKMUŞ
Filistin halkının temsilcisi olan Hamas'ı PKK terör örgütüyle aynı statüde olduğunu iddia eden Öymen, “Şimdi siz Filistin halkının çektiği ızdırapları dile getirirseniz herkes sizi alkışlar, ama siz Hamas'ı savunuyor ve bunların sözcülüğüne savunuyorsunuz. İnanılır gibi değil. Tamamen cihad fikri ile konuşuyor.” şeklinde konuştu.

ÖYMEN ADETA TEHDİT ETTİ. “TÜRKİYE'YE PAHALIYA MAL OLUR”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in, Siyonist savunucularının kullandığı ifadelere benzer ifadeler kullanması dikkat çekti. “Aslında modern dünyada Davos değil Erdoğan bitmiştir. Bütün Arap ülkeleri Hamas'a tepki gösteriyor. İsrail'in insanlık dışı saldırıları ayrı bir iş. Ama gidip terörist Hamas'ı savunursanız, Türkiye'yi dünyada 5 paralık edersiniz. Peres'e ‘Sen' diye hitap edemezsiniz. Uluslarası ilişkide böyle bir üslup yok. Sayın başbakan çok yanlış yaptı.” demesi, “Öymen kimi savunuyor, kimi tehdit ediyor” sorularına neden oldu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/1/2009 · Kategori: Haberler

Kurtulmuş:Yeter ki Dik Dur!


 
Numan Kurtulmuş, ''Sayın Başbakan, aman ha bu sefer dik dur. Dik dur, bu millet arkandadır, Saadet Partisi arkandadır'' dedi.

31/01/2009

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, partisince Kayseri Şehir Tiyatrosu'nda düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Davos'ta yaşanan gerginliğe değindi.

Kurtulmuş, ''Milletimizin sahip olduğu hassasiyeti orada yansıttığı için Sayın Başbakan'a Kayseri'den teşekkür ediyorum. Başta milli görüş camiası olmak üzere bu aziz millet, Gazze konusunda kararlılığını ortaya koymuştur'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın reaksiyon göstermesinde, milletin gösterdiği kararlılığın etkili olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:

''Hem Başbakan'ı hem de bu aziz milleti tebrik ediyoruz. Sayın Başbakan'ın göstermiş olduğu reaksiyonun anlık bir reaksiyondan öteye gitmesi ve bunun siyasi bir sonuca dönmesi için daha önce açıkladığım eylem planını bir kez daha hatırlatıyor, ısrarla takipçisi olacağımızı ifade ediyorum. Sayın Başbakan, aman ha bu sefer dik dur. Dik dur, bu millet arkandadır, Saadet Partisi arkandadır.''

''İsrail'e saldırı emrini veren sivil ve askeri yetkililerin Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesine çıkarılması için Türkiye bütün gücünü kullanmalı'' görüşünü dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin, bu konudaki diplomatik çabalara öncülük etmesi gerektiğini savundu.

İsrail'in en büyük gücünü diplomasiden aldığına işaret eden Kurtulmuş, ''TBMM'deki İsrail Dostluk Grubu'nun kapatılıp, yerine Filistin Dostluk Grubu kurulmasını'' önerdi.

Türkiye'nin, üslerinin İsrail uçakları tarafından kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, ''Sayın Başbakan, İsrail ile yapılan bazı ihalelerin askıya alındığını ilan etmeli. Eğer bunları yaparsa, millet bu kararı sonuna kadar destekleyecektir. Aksi taktirde Davos'taki olay, sadece yürekleri soğutmakla kalır'' dedi.

''Türkiye'de ciddi bir ekonomik kriz yaşandığını'' söyleyen Kurtulmuş, Hükümet'i, ''kriz konusunda duyarsız davranmakla'' suçladı.

CHP'nin muhalefet politikasını da eleştiren Kurtulmuş, ''Anamuhalefet ne yaparsa AKP'ye yarıyor. Öyle bir çalışıyor ki sanki AKP'yi kalkındırma partisi'' diye konuştu.

Konuşmasının ardından partiye yeni katılanlara rozet takan Genel Başkan Numan Kurtulmuş'a, Saadet Partisi Kayseri Gençlik Kolları tarafından, adının yazılı olduğu 38 numaralı Kayserispor forması hediye edildi.

Toplantıda, Saadet Partisi'nin Kayseri'deki belediye başkan adayları da tanıtıldı.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/1/2009 · Kategori: Haberler

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş Uğur Mumc

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş Uğur Mumcu'nun
vefatının 16. Yılı münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Kurtulmuş
mesajında, "Hukuk dışı bir takım yapılanmaların ülke gündemini işgal
ettiği bu günlerde, Uğur Mumcu gibi kalemini gerçeklerin ortaya
çıkarılması için kullanan gazetecilerin önemi daha iyi
anlaşılmaktadır" dedi.



Kurtulmuş mesajında şu ifadelere yer verdi:


"Bundan 16 yıl önce menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Uğur
Mumcu, sadece gazeteci kimliği ile değil, antiemperyalist duruşu ve
ülkemiz üzerinde oynanan karanlık oyunların ortaya çıkarılması
noktasındaki çabalarıyla milletimizin hafızasında yerini almıştır.

Uğur Mumcu, araştırmacı-gazeteciliğin duayen ismi olarak, hukuk dışı
yapılanmalara  karşı verdiği mücadele ile her zaman hatırlanacaktır.


Türkiye'yi karıştırmak isteyen karanlık güçler, Uğur Mumcu suikasti
gibi, toplumda infiale neden olacak ve kamplaşmalara yol açacak
eylemler ile bu hedeflerine ulaşmaya çalışmışlardır. Ancak
milletimizin sağduyusu ve basireti bu planları her defasında boşa
çıkarmıştır. Bu vesileyle Saadet Partisi olarak hiçbir düşünce ve
fikrin silahla susturulamayacağına inandığımızı ifade ediyor ve
farklılıkları ayrışma değil zenginlik unsuru olarak gördüğümüz ölçüde
geleceğe güvenle bakabileceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.


Uğur Mumcu suikasti, fail-i meçhul cinayetlerin en dramatik
örneklerinden biridir. Bu suikastlerin bütün yönleriyle aydınlatılması
ülkemizin gerçek manada özgürleşmesi ve demokratikleşmesi açısından
çok önemlidir. Çünkü bu tür suikastlerin sadece tetikçileri değil,
perde arkasındaki asıl failleri de deşifre edildiği oranda bu karanlık
oyunları boşa çıkarmak mümkün olacaktır.


Hukuk dışı bir takım yapılanmaların ülke gündemini işgal ettiği bu
günlerde, Uğur Mumcu gibi kalemini gerçeklerin ortaya çıkarılması için
kullanan gazetecilerin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.


Ölümünün 16. yılında Uğur Mumcu'yu saygıyla anıyoruz."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

23/1/2009 · Kategori: Haberler

AHMET HAKAN GÜLEN'E MEKTUP YAZDI!

Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan, Gülen'e köşesinden seslendi.

FETHULLAH GÜLEN'E APAÇIK BİR MEKTUP


Sayın Hocam... Evvela mahsus selamımı iletirim... Afiyettesinizdir inşallah... Hocam, izin verirseniz, mektubumun en başında size biraz kendimden söz edeyim: Ben ilk gençliğinden beri çeşitli İslami cemaatlerin içine girip çıkmış biriyim... Bir dönem radikaldim... Sizi bile ürkütecek delifişek gibi görüşlerim vardı... Bir dönem duruldum... Edebiyata merak sardım, "Mavera" ekibine intisap ettim... İsmailağa’sından İskenderpaşa’sına her türlü tarikatla temasım oldu... "Sizinkiler" ile de hafiften bir irtibatım oldu... Mesela İzmir’de sizin ışık evlerinizden birinde bir hafta "şakirt" olarak barındım... Sonra hepsinden sıkılıp "gruplar üstü radikal" olarak takıldım... Ve sonunda kader beni bugün bulunduğum noktaya getirdi...

* * *
Ama Hocam, şunu bilesiniz ki, geçmişte yaşadığım bu maceraya bugün anlayışla ve hatta gülümseyerek bakıyorum... "Bir itirafçının ruh hali"ne sahip değilim... Geçmişimle kavga da etmiyorum... Sadece "bağımsız" ve "bağlantısız" olmaya gayret ediyorum... Ne düşündüğünü özgürce yazabilmenin ve söyleyebilmenin tadını çıkarıyorum... Ergenekon’da "11. dalga"nın kıyılarımıza çarptığı bir günün öğleden sonrasında... Bu "riskli" mektubu size yazmaya cüret edebiliyorsam... Bilin ki... Düşündüklerimi açıkça ve çekinmeden söyleyebilmenin, acayip keyifli bir iş olduğunu fark ettiğimdendir... Bu keyfi yaşamak uğruna, sabahın köründe evimden alınmayı, nezarethanede üç beş gün geçirmeyi ve mahpushane çeşmesinden su içmeyi bile göze alabilirim...

Sayın Hocam... Bilmiyorum, "Pensilvanya" denilen yerden fark edebiliyor musunuz? Kurucusu olduğunuz cemaat, epey büyüdü, gelişti ve güçlendi... O kadar güçlendi ki... Memlekette ne zaman alengirli bir iş olsa, bazı çevreler hemen kulaklara "Bu ’F Tipi’ yapılanmanın işidir" diye fısıldıyorlar... Hani bizim mukaddesatçı çevrelerde Osmanlı’nın çöküşü bir "Siyonist komplo" ile izah edilir ya... İşte o hesap, bugün olup biten her türlü karışık iş "Fethullah Gülen komplosu" olarak açıklanıyor... "Yargıda ’F Tipi’ yapılanma" diyorlar... "Medyada ’F Tipi’ yapılanma" diyorlar... "Poliste ’F Tipi’ yapılanma" diyorlar... Diyorlar da diyorlar... Nasıl ki mukaddesatçı zihinler, kısa devre yapıp koca imparatorluğun çöküşünü tek bir etkene bağlamaya yatkın ise... Bugün bazı çevrelerin zihinleri de, her türlü alengirli işin arkasında sizin parmağınızı aramaya yatkın... "Bu iş Gülen’in işidir" diyorlar, başka da bir şey demiyorlar... Buna mukabil... Cemaatiniz önde gelenleri ise, ya susuyorlar, ya da "Ne alakası var kardeşim... Hocaefendi, Amerika’da ikamet eden kendi halinde halim selim bir zattır" diyorlar... İşte bu tutum hocam, komplocu zihinleri daha da kışkırtıyor... "F Tipi" kodlamasının popülaritesini artırıyor...

Sayın Hocam... Eğer bunu bir "kıskaç" olarak görüyorsanız... Eğer "Bırak Ahmet kardeşim... Biz böyle güçlü görünmekten mesuduz" demiyorsanız... Gelin, bu işe bir el atın... Hesaplaşın bu görüşle... Ama her şeyden önce şeffaf olun, açık olun... Geçiştirmeyin... Sessiz kalmayın...

Ve şu meşhur "Fethullah Gülen komplosu"nu muhatap alıp hakkıyla sorgulayın...

Mesela... Siz bir zamanlar "Milli Görüş" partilerinden uzak durup Ecevit’e, Demirel’e
yaklaşmayı denerdiniz... Neden şimdi AKP’ye tam siper destek olduğunuzu açıklayın...

Mesela... Sizin bir "Altın Nesil" yetiştirme fikriniz vardı... Bir nesil gelecek ve memleketi
kurtaracaktı... O nesil geldi mi? Memleketi kurtarıyor mu? Bunlara açıklık getirin...

Mesela... Siz haksız bir şekilde "terör örgütü lideri" olarak yargılandınız ve beraat
ettiniz... Ama sanki beraat etmemişsiniz gibi ABD’de kalmaya devam ediyorsunuz... Bu
durum, işin içinde bir "karanlık nokta" varmış gibi algılanıyor... Bu algıyı değiştirecek bir
şey yapın...

Mesela... "Ergenekon operasyonu"nda bir rolünüzün olup olmadığı meselesiyle açıkça
hesaplaşın...

Mesela... Amerika ile ne türden bir ilişkiniz olduğuyla ilgili herkesi tatmin edecek bir yanıt
geliştirin...

Mesela... Siyasi gücünüz ya da bağlantılarınız hakkında topluma bilgi verin...

Mesela... Bir zamanlar siz "tolerans" teorisini ortaya atmış, "devletin makbul İslamcısı"
idiniz... Neden her şey tersine döndü meselesine girin...

* * *

Kısacası hocam...

Madem "komplo", aklın kısa devre yapmasıdır...

O halde devreleri elden geçirin...

Açık olun, şeffaf olun...

"Fethullah Gülen" konusunu, "dokunulmaz bir konu" olmaktan çıkarın...

Tabii eğer, "Bırak böyle kalsın... Biz bu durumdan gayet memnunuz" demiyorsanız...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

9/1/2009 · Kategori: Haberler

Saldırganı ölüm korkusu sardı

  • Saldırganı ölüm korkusu sardı -

Ahmet Varol'un Vakit'deki 'İşgalci zorlanmaya başladı' yazısı, İsrail'in Gazze'ye yönelik olarak başlattığı kara harekatına bir başka gözle bakmayı gerektiriyor:

İşgalci Siyonist devletin Gazze'ye yönelik vahşi saldırısının başlamasından sonra en çok muhatap olduğum sorulardan biri "kara operasyonu da başlatabilir mi?" sorusuydu.

Ben bu soruya verdiğim cevaplarda böyle bir şeye kolay kolay cesaret edemeyeceğini, cesaret etmesi durumunda ise ciddi şekilde zorlanacağını dile getiriyordum.

(...) İşgalcilerin havadan ve denizden ateş yağdırırken bir de karadan saldırıya geçerek Gazze halkını her yönden sıkıştırması korkusuyla biz kara saldırısının başlamamasını arzularken Filistinli direnişçiler tam tersini istiyorlardı. Çünkü direnişçilerin hava saldırılarına karşı herhangi bir savunma teknolojisi yok; deniz saldırılarına karşı ise oldukça yetersiz. Ama karada öyle değil. Karada onları pusuya düşürmek ve ağır kayıplar verdirmek için hazırlıklarını yapmışlardı. Üstelik önceden işgalci saldırganların Gazze'deki istihbarat teşkilatı gibi çalışan Muhammed Dahlan çetesi bölgeden sürüldüğü için direnişin oradaki askeri hazırlıkları hakkında yeterli ön bilgi edinememişlerdi. Kendilerini nerede ne gibi tehlikenin beklediğini bilmiyorlardı.

Ayrıca Filistin direnişinin işgalci saldırgana karşı Gazze'de bir de yeraltı şehri vardı. (...) İşgalcilerin hiçbir şekilde fark edemeyeceği yerlere pusular kurulmuş, mücahitlerin saklanacağı, bir noktadan anında başka bir noktaya geçmelerini sağlayacak tüneller kazılmıştı(...)

İşte bundan dolayı mücahitler Siyonist saldırganı cepheye, göğüs göğse çarpışmaya çekmek istiyordu. Biliyordu ki gözü dönmüş saldırgan havadan saldırmaya devam ettiği sürece savunmasız insanların, okullarına giden çocukların, hastanelerde tedavi gören yaralıların, onlara ulaşmaya çalışan sağlık görevlilerinin can kaybı sürekli artacaktı.

(...) Çünkü mücahitlerin beklediği gibi göğüs göğse çarpışmalar başlayacak, işgalciler pusuya düşürülecek, askerler dökülmeye başlayacak ve bu onları ölüm korkusunun kuşatmasına sebep olacaktı. Zaten Lübnan'daki yenilginin sebebi işte bu dökülme ve can korkusu olmuştu.

Allah'ın izniyle üçüncüsü gerçekleşti ve işgalci Siyonist zorlanmaya başladı."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

6/1/2009 · Kategori: Haberler

Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak

İnsanlar hınçlarını, kalplerini dolduran buğzu haykırıyorlar, hançerelerini yırtarcasına...

  • Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak -

İnsanlar, insanlığın iflas ettiği Ortadoğu coğrafyasında, kan-gözyaşı ve bomba üzerinden menfaat devşirenlere, bu menfaat hesaplarına arka çıkanlara, dünyanın jandarması geçinen işbirlikçi Amerika'ya, onların içerdeki işbirlikçilerine yüreklerindeki hıncı haykırıyorlar...Bir yandan ince ince yağmur yağıyor Çağlayan'a... Çağlayan'ı dolduran milyonlar, Gazze katliamlarını karşı, sus pus kesilen tüm küresel şeytanları protesto ediyorlar.

Göstermelik efelenmelerle, göstermelik nafile diplomatik turlarla, zevahiri kurtardıklarını zannedenler değil, kukla liderler, sahte kabadayılar değil, bu milletin evlatları sahip çıktı yine insanlık dramına... Filistin'e ve Müslüman kardeşlerine...  Ey Siyonistler... Siz dünyayı başıboş mu zannediyordunuz? İşte biz buradayız... İşte, Çağlayan'dayız...

Böyle bir miting görülmedi şimdiye kadar Çağlayan Meydanı'nda... Böylesine yürek yangını görülmedi, insanlık vicdanında. Çağlayan Meydanı, hıncahınç dolu... Adım atmak mümkün değil, insan seli arasında. İnsanlar bir ağızdan yürek yangınlarını haykırıyorlar. İnsanlar, Siyonizmin Arz-ı Mev'ud hesaplarıyla Filistin topraklarında yaptığı Müslüman katliamını, çoluk -çocuk- ihtiyar demeden, yerden gökten yağdırdığı ölümleri lanetliyorlar. Gökten bir ince yağmur yağıyor... Bir yandan insanlar çağlıyor, bir yandan gök bile insanlık için ağlıyor. Kürsüye çıkan her hatip, meydandaki kalabalığın öfke selini büyütüyor. Dalga dalga yayılıyor insanların dudaklarındaki öfke. Dalga dalga yayılıyor, küresel şeytanların suskunluğuna doğru. "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" düsturunu hatırlatıyor milyonlar... Herkes sussa biz susmayacağız. Dil ucuyla yapılan, gönülsüzce yapılan, zevahiri kurtarmak için yapılan protestoları da lanetliyoruz diye bağırıyor milyonlar. Bizi susturabileceklerini mi zannediyorlardı?

Cansuyu Genel Başkanı Mustafa Köylü, çıkıyor kürsüye "İsrail bütün gücüyle saldırıyor. Dünya, AB ve BM duruma kayıtsız kalıyor. Onlar susma görevini yerine getiriyor. Ya bizim Müslüman liderlerimiz ve Arap Şeyhlerimiz neden suskun? İsrail de bundan yüz bularak katliam üzerine katliam gerçekleştiriyor. Ey Müslümanlar ayağa" diyor... Meydan, hareketleniyor... Yumruklar savruluyor...

Memur Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu ise, "Biz sustukça İsrail can üstüne can alıyor. Biz sustukça... İsrail daha da azıtıyor. Şimdi konuşma zamanı susmayalım ve haykıralım. Şimdi İsrail'le mücadele edecek yeni bir çığır açmalıyız. Türkiye, yeni bir yol eşiğindedir. Türkiye, tarihe tanıklık edecek bir dış politika hamlesini gerçekleştirmelidir" diyor... Kürsüye çıkan her hatip, meydandaki insan selinin haykırışlarına paralel şekilde sesini yükselttiği için, adeta sesleri kısılacak noktaya geliyor... Meydanın değişik bölgelerinde Filistin için açılan hayır kermesi noktaları var... Kimisinde çay, kimisinde börek satılıyor... İnsanlar, ellerinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorlar... Kuruş kuruş biriktiriyorlar, kardeşlerimize atılan kurşun kurşun ölüme dur demek için var güçleriyle çabalıyorlar.

"Böl-parçala-yut"

TRT ekranlarında yaptığı Sınırlar Arasında programıyla, dünyanın bir çok bölgesinde yaşanan trajedileri ekranlara yansıtan, emperyalizmin hedeflerini ortaya koyan Banu Avar çıkıyor kürsüye. Avar, "Dünyada bir oyun oynanıyor. Bu oyun, böl, parçala ve yut olan emperyalizm oyunudur. Sadece Filistin'de değil, Türkiye'de de yaşanan budur, dünyanın her sorunlu bölgesinde yaşanan budur. Filistin'e sahip çıkmak için, öncelikle emperyalizmin oyunlarını iyi analiz etmelisiniz. Üzerinizde oynanan oyunları iyi bilmelisiniz. Türkiye üzerinde oynanan oyunların bir parçası olan bu katliamlara suskun kalmamalısınız. Sizi kim temsil ediyor bir bakın, bunların İsrail ilişkilerine iyi irdeleyin. Derhal Konya'da eğitilen İsrail pilotları dışarı atılmalı ve İsrail dostluk birlikleri bozulmalıdır" diyor.

Kurtulmuş'u dinliyoruz

Kürsüye, bu muhteşem atmosferin oluşturulmasını sağlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş geliyor... Sloganlar... Sloganlar... Kurtulmuş, "Türkiye sıradan bir ülke değildir. Bir büyük medeniyetin birikiminin özetidir. O özetin ruhu da bugün burada Çağlayan Meydanındadır. Filistin'in tapuları bizde midir? Tapuları bizdeyse, Filistin'e kendi memleketimiz gibi sahip çıkmamız lazım. İstanbul gibi, Diyarbakır gibi, Bursa gibi sahip çıkmalıyız, çıkıyoruz. Filistin'in tapularına sahip olan bir ülke olarak, iktidardan yüksek sesle konuşmasını ve icraat yapmasını bekliyoruz. BM, Avrupa Birliği susabilir. Amerika susabilir. Hatta zulme destek verebilirler. Ama insanların kalpleri burada, duaları burada" diyen Saadet Partisi Genel Başkanı Kurtulmuş "Filistin'deki bebeklerin çığlıkları, dünyanın dört bir yanına yayıldı. Zalimler, doğurdukları bu kan denizinde boğulacaktır. Çünkü Gayretullaha dokunmuştur. Artık yeni bir dönem başlamıştır. Bugün, siyonizmin yıkılışa geçtiğinin işareti veriliyor. Ey Gazze halkı sabredin, direnin. Allah sizinledir zafer sizindir" diye konuştu.

Erbakan: Amerika İsrail'e eyalet versin

Miting'in sonunda Milli Görüş Lideri, 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan katılıyor, telekonferans sistemiyle meydana... Meydan inim inim inliyor... Erbakan,. "1990'da Rusya dağılıp, komünizm iflas edince, ABD'nin tek kutup olmasını artık nihai zaferleri için yeterli gören ırkçı emperyalizm, şimdi 19 yıldan beri bir yandan Büyük İsrail'i kurmak, diğer yandan da Fas'tan Endonezya'ya kadar 28 Müslüman ülkeyi kendi kontrolü altına alarak, İsrail'in emniyetini sağlamak için 19 yıldan beri 20. Haçlı seferini yapmakta kesin ve kararlı adımlarla hedeflerine doğru yürümektedir. Sevr anlaşması, Osmanlının önüne Büyük İsrail'i kurmak için konulmuştur. Fakat Anadolu'nun inançlı evlatları buna müsaade etmediler. 5 yıl boyunca İstiklal Savaşımızı yaptık. Selçukluların ve Osmanlıların ahfadı olarak ırkçı emperyalizmin Büyük İsrail'in bir parçası saydıkları Güneydoğu Anadolu'muzu ve bütün yurdumuzu istilacı zalimlerden kurtardık. Fakat şimdi ırkçı emperyalizmin 1990'dan sonraki yeni politikalarıyla BOP adı altında Büyük İsrail'in kurulması ve onun emniyeti için Fas'tan - Endonezya'ya kadar 28 İslam Ülkesinin kontrol altına alınması ve bu meyanda Selçukluların, Osmanlıların mirasçısı, bağımsız bir devletin olmaması, yani Türkiye'nin Olmaması hedefi yeniden ortaya konduğu içindir ki Afganistan ve Irak'ın işgal olaylarını yaşadık. Ve bunu takiben İran, Suriye, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye'nin ırkçı emperyalizmin kontrolü altına geçmesi için atılan adımları ve yapılan gayretli çalışmaları yaşıyoruz. Hedef İslam âlemi ve Türkiye'dir. İşte ırkçı emperyalizmin bu gayeleri çerçevesinde ve arz ettiğimiz tarihi gelişmeler sonucunda bugünkü Filistin soykırımı ve katliamını yaşıyoruz" diyor..

Bebekler ölmesin

Herkes, kukla ABD'nin Siyonist maşalarının katliamlarını ta ciğerinden gelen hınçla protesto ediyor. Yağmur yağıyor... Ama, çocuklu aileleri görüyorum. Minicik çocuklar, Gazze'deki kardeşleri için ellerindeki bayrakları sallıyorlar. Miting alanında dolaşabildiğim noktalarda, insanlar, "Çek kardeşim, bizi de çek... Lanet olsun İsrail'e" diye feryat ediyorlar.

Kürsüdeki hatip, Sezai Karakoç'un muhteşem şiirini okuyor, ''Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki, bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.''

Ey Muntakim olan Allah'ım... Bizi intikamınla muzaffer eyle...

İndirin şemsiyeleri, Gazze'de gökten bomba yağıyor

Yönetmen Gani Şavata'nın, kürsüde gözyaşları içinde sesi kısıldı... "Ey Çağlayan Meydanını dolduranlar... Ey yağmur altında üzerlerinde şemsiyeler tutanlar. Kaldırın şemsiyelerinizi, Filistin'de Gazze'de insanların üzerine bomba yağarken, sizler burada şemsiyeler altında olmamalısınız" diye haykırdı Şavata... "Bu katliamı biz durduracağız. Sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir ve durmadan haykıracağız... Haykıracağız" diye noktaladı konuşmasını Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Sadrettin Karaduman ise insanlık tarihinin bir dönüm noktasında olduğuna dikkat çekerek, "Dünya bu katliamı maç seyreder gibi kayıtsız kalıyor. ABD, BM ve AB de sadece seyrediyor. Müslüman ülkelerin dağınıklığı ise bizleri derinden yaralıyor. Dünyada ezilenlerin yüreği sizlersiniz" dedi.

Zulme karşı tek yürek

"Filistin halkı yalnız değildir", "Zulmü karşı tek yürek", "Siyonizm yenilecek, direnen Filistin kazanacak", "Ürkek değil, erkek liderlik", Bu ateş azıcık bizi de yaksa, Esir mi olurdu Mescid'i Aksa", "Sessiz kalmıyoruz, zulmü, zalimleri lanetliyoruz" "Haysiyetsiz yaşamaktansa, şerefle şehadete hazırız", "Hamas'a selam, direnişe devam", "Katil Siyonist, Filistin'den defol", "Zulme karşı tek yürek, tek bilek", "Ey AKP, işbirliğinden vazgeç, ihaleleri iptal et, istifa et", "Mazlumlar ayağa kalkmadıkça, zalimler diz çökmez"... Miting alanında not aldığımız bazı pankartlar bunlar.

Biz buradayız işte!

Birkaç metre aralıklarla, ABD, İsrail bayrakları yakılıyor... Bush'un kuklası yakılıyor... Küçük kızların elinde kızıl kana bulanmış temsili bebekler var... Yüreklerindeki acı, ellerinde tuttukları bebeklerle beraber büyüyor. Fotoğraf çektiğimi görünce, daha da hınçla bağırıyorlar. Yüzlerine yansıyan intikam duygusunu, tarif edebilmek çok zor...  İnsanlar hınçlarını, kalplerini dolduran buğzu haykırıyorlar, hançerelerini yırtarcasına... İnsanlar, insanlığın iflas ettiği Ortadoğu coğrafyasında, kan-gözyaşı ve bomba üzerinden menfaat devşirenlere, bu menfaat hesaplarına arka çıkanlara, dünyanın jandarması geçinen işbirlikçi Amerika'ya, onların içerdeki işbirlikçilerine yüreklerindeki hıncı haykırıyorlar...  "Bir kötülük gördüğünde elinde düzelt, gücün yetmiyorsa dilinle düzelt, buna da gücün yetmiyorsa kalbinle buğzet"... Göstermelik efelenmelerle, göstermelik nafile diplomatik turlarla, zevahiri kurtardıklarını zannedenler değil, kukla liderler, sahte kabadayılar değil, bu milletin evlatları sahip çıktı yine insanlık dramına... Filistin'e ve Müslüman kardeşlerine...  Ey Siyonistler... Siz dünyayı başıboş mu zannediyordunuz? İşte biz buradayız... İşte, Çağlayan'dayız...

Mehmetçik Gazze'ye

Kürsüye çıkan Hak-iş Başkanı Salim Uslu ise "Dünyanın çeşitli bölgelerinde savaştaki mağdur insanlara ulaşan Mehmetçik bugün Gazze'ye gitmelidir" dedi. Uslu'nun bu önerisi meydanda aynen yankı buldu... Meydan'da "Mehmetçik Gazze'ye" sloganları atılmaya başlandı...  Hamas temsilcisi Aram Bilal, bütün Türkiyeli kardeşlerim diyerek alanda toplananları selamladı ve şunları söylüyor: "Burada bugün bu kalabalığı gördükten sonra zaferin kesinlikle yakın olduğunu söylemek istiyorum. Bugün buradaki kalabalık ve coşku, Müslümanların birbirlerine olan inancını ve güvenini daha da bilemiştir. Müslümanların birbirine olan sevgisini, tek vücut olmasının gereğini ortaya koymuştur. Filistin'de bir trajedi yaşanıyor. Filistin toprakları kan gölüne döndü.Siyonist çetelerin Gazze'ye bomba attığı ikinci haftaya girdi. ABD ve Avrupa'nın en büyük silahlarını kullanıyorlar. Ama yine de mücahitlere güçleri yetmiyor."

'Amiral gemisi' İstanbul'da battı

AFP Ajansı'nın katılımcıların sayısını 700 bin, Emniyet'in ise 200 bin kişi olarak açıkladığı Saadet Partisi'nin Çağlayan'daki Filistin Mitingi'ni, kendini sürekli Türk medyasının amiral gemisi olarak tanımlayan Hürriyet Gazetesi görmedi. 10 kişinin bir araya gelip hayvan hakları için Taksim'de yaptığı basın açıklamasını bile manşetlerine taşıyan Hürriyet Gazetesi'nin 500'den fazla Filistinliyi katleden İsrail'i tel'in mitingini görmezden gelmesi tepki çekti.

Hürriyet'in bu tavrının "haber atlanması" olarak görülmesinin imkansızlığına dikkat çekilerek, açıkça kasıtlı olduğu ifade edildi. Hürriyet Gazetesi'nin eskiden beri, İsrail'in aleyhine olacak her türlü gelişmeyi ya görmezden geldiği ya da çok küçük şekilde geçiştirdiği kaydedildi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::