5/9/2008 · Kategori: Mizah

insanın iki yüzü

Zamanin birinde alim zatlardan biri bir nehir kenarinda namaza durmuş..
Mecnun tam o sırada sözde alim zatın önünden geçmiş..
Adam öfkeyle namazını bozarak:
'Bre melun görmez misin ki namaza duruyorum, ne diye önümden geçersin?' der.

Mecnun'un cevabıysa ilginçtir:
'BEN LEYLANIN AŞKIYLA SENİN NAMAZ KILDIĞINI GÖRMEZKEN, 

SEN MEVLANIN   AŞKIYLA NAMAZ KILARKEN BENİ NASIL GÖRDÜN...?'


mailimden alıntıdır...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

5/9/2008 · Kategori: Mizah

Politik Sözlerin Gizli Anlamları :)

"Bunu yapacağız"
= (Bunu yapacaksın)
 
"Çok güzel  bir iş çıkardın."
= (O! Çok iyi. Sana daha çok iş vereceğim)
 
"Üzerinde çalışıyoruz."
= (Başlamadık bile)
 
"Yarın ilk iş onu yapacağım."
= (Hiç zamanım yok. En azından yarın olmaz)
 
"Her türlü görüş ve öneriye açığım."
= (Ben kararımı çoktan verdim)
 
"Korkarım küçük bir anlaşmazlık olmuş."
= (Bu konuda yalan söyledik, idare edin)
 
"Bir ara toplanalım da konuyu görüşelim."
= (Valla ne vaktim var, ne de konuya ilgim)
 
"Bitirmek üzereyiz, ancak biraz daha zamana ihtiyacımızı var."
= (Öyle battık ki, işin içinden nasıl çıkabileceğimizi bilmiyoruz)
 
"Aramızda ufak bir görüş ayrılığı var."
= (Adamla kavga ettik)
 
"Karşılaştığın sorunların bir listesini bana ver de neler yapabilirim bir bakayım."
= (Benden medet umma)
 
"Bunu bana daha önce söylemeliydin."
= (Bana daha önce söyleseydin de sonuç değişmezdi)
 
"Bir ara toplanıp sorunun gerçek sebebini bulmalıyız."
= (Size nerede hata yaptığınızı söyleyip canınıza okuyacağım)
 
"Aile önemlidir. İzin senin hakkındır. Sadece yürüttüğün işin -sen yokken- sorun çıkarmaması için gerekli tedbirleri al."
= (İzin senin kanuni hakkın ama... sen bilirsin)
 
"Biz bir takımız."
= (Okkanın altına sadece ben gitmeyeceğim)
 
"Bu gerçekten güzel bir soru."
= (Bu soruya ne cevap verebileceğimi bilmiyorum)
 
"Yolun açık olsun."
= (Başın dertte)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

5/9/2008 · Kategori: Mizah

İlginç sorulara verilen güzel cevaplar...

*Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görür. Müridi: Güzel bir kardeşlik örneği der. Keşke insanlar da bunlardan ibret alsa. Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir. Aralarına bir kemik atıver de gör kardeşliklerini....


*Amerikalı iş adamı, Çinliyle alay ederek sormuş: - Mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek? Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş: - Sizin ölüleriniz koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman...


*Kafkas Kartalı Şeyh Şamil, esarette bulunduğu sırada, Ruslardan namaz kılmak için yer göstermelerini istemiş. Sarayın kilisesine götürmüşler. Şeyh Şamil, namaz hazırlığı yaparken, Ruslar da rahat etmesi için kilisedeki putu örtmeye çalışmışlar. Şamil onlara müdahale ederek: Bırakın, öyle kalsın demiş. Şamil'in esarette ve burada namaz kıldığına, mahşerde o da şehadet etsin.


*Adamın biri Hz Ali'yi gıyabında kötülediği halde, yüzüne karşı övmeye başlayınca, şu karşılığı almıştır: -Söylediklerinden daha aşağı, fakat içinden geçirdiklerinden daha üstünüm.


*Mevlana Cami hazretlerine gelen bir adam: - Şuna şöyle dedim, buna şu cevabı verdim diye gururlanınca, Mevlana hazretleri: - O cevaplarla değil, diye gürlemiş. Yarın Allah'a vereceğin cevaplarla meşgul ol.


*Hz Ali'ye: - Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker? diye sorduklarında: - Nasıl rızıklandırıyorsa öyle cevabını vermiştir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

30/6/2008 · Kategori: Mizah

Etme bulma dünyası:)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1)

14/4/2008 · Kategori: Mizah

Bir Yarışma Programı: Güler misiniz, Ağlar mısınız.

Bizzat, dün akşam izlediğim bi olayı aktarıyorum, kesinlikle tek kelime mübalağa yok.
Belki izleyenleriniz de olmuşur: kanal değiştirirken tesadüfen (19.02.2008) FOX TV deki ŞANSA BAK gözüm takıldı ve izlemeye  başladım. Sunucu Ahmet Çakar, yarışmacı 35 yaşında, üniversite mezunu bir hanım. Eğitim sistemimizi ciddi ciddi sorgulamamızın vaktinin geldiğini düşündüren bölümünü, buyurun beraber izleyelim:

SORU : Adının anlamı 'güzel atlar diyarı' olan antik kentimiz aşağıdakilerden hangisidir?
A. Efes 
B. Truva 
C. Kapadokya 
D. Bergama

YARIŞMACI : Çok emin değilim ama... at çağrışım yaptı, Truva olabilir.

SUNUCU : (Müstehzi ve muzip bir yüz ifadesiyle) Ne kadar kolay bir soru demi? At ve Truva... hemen anladınız.
YARIŞMACI : Zaten ben gezdim oraları, Truva Atını gördüm.

SUNUCU : Yani, B Truva mı diyorsunuz... doğru cevap olarak? Dönülmeyen yola girelim mi?
YARIŞMACI : At dediğine göre öyle olduğunu düşünüyorum... girmişti askerlerimiz (!)

SUNUCU : (şaşkınlıktan salaklaşmış bir ifadeyle) Askerlerimiz mi?
YARIŞMACI : Evet... tahtadan bir at yapıp, içine saklanmışlar...

SUNUCU : Hangi savaşta oluyor bu ?
YARIŞMACI : Çanakkale Savaşı (!)

SUNUCU : (dumur) Bizim askerlerimiz mi saklandı Truva Atına? Çanakkale Savaşında mı?
YARIŞMACI : Yaa, tabii bizim askerlerimiz sayılmaz aslında. Osmanlıydı o zaman ama... Benim de dedem şehit olmuş Çanakkale'de.

SUNUCU: (sinirlleniyor) - Tamam tamam! Şimdi burada bizim askerlerimizi... Neyse... Cevabınız Truva mı yani ?
YARIŞMACI : Evet Truva...

A:Ç: : (Garip bir yüz ifadesiyle) Dönülmez yola girelim mi?
YARIŞMACI : Gireliimmm...

BİİİP... YANLIŞ YANIT. 
YANIT : Kapadokya.
YARIŞMACI : Allah Allaa... Filmini de izlemiştim Truva'nın... Askerlerimiz Truva Atına saklanmıştı. Hatta, Bred Pit oynuyodu.
 
 
 
Yusuf Muzaç
(Biz yine de "yarışma heyecanı"nın etkisi olabileceğini de düşünelim iyi niyetle-is)
--
PRIMUM NON NOCERE
http://ismetsoner.spaces.live.com
(Kızgınlıkla karar almayın, mutluluktan uçtuğunuzda söz vermeyin. İkisi de sarhoşluk ânıdır, akıl başta değildir)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

15/2/2008 · Kategori: Mizah

Öfkeyi kontrol etme yöntemleri :-))

Bazen işler yolunda gitmez ve cinlerimiz tepemize çıkar ve sinirimizi başkasından çıkartırız! Ama böyle durumlarda sinirimizi tanıdığımız birinden değil de, hiç tanımadığımız birisinden çıkartmak daha iyidir.

Bir gün arkadaşıma telefon edecektim, numarayı çevirdim, bir erkek

'alo?'

dedi, ben 'Zeynep'i aramıştım' deyince, adam bağırarak 's.....git lan, doğru numarayı çevir!' demez mi! Bir insanın bu kadar kaba olabileceğine inanamadım. Sonra gerçekten arkadaşımın son iki numarasını şaşırdığımı farkettim.

Ama birden aklıma bir şey geldi. Bilerek, tekrar yanlış numarayı çevirdim. Karşıma yine aynı adam çıktı. Ve 'alo' deyince,

'sen eşşolueşeğin tekisin' deyip, telefonu yüzüne kapattım. Sonra o numarayı yazıp yanına 'eşşolusu' diye not ettim.O günden sonra, ne zaman bir şeye sinirlensem, öfkelensem, eşşsolusu'nu çevirip, 'sen eşşolueşeğin tekisin' deyip kapatıyor ve rahatlıyordum.

Bir gün alışveriş merkezinde tam park yeri bulmuşken, siyah bir BMW benim saatlerdir beklediğim yere girmez mi! Korna çaldım ama aldırmadı, arka camında 'satılık' ilanı ve telefon numarası vardı. Hemen numarayı not ettim. Eve dönünce, numarayı aradım, karşıma bir adam çıktı.

'Siz, siyah satılık BMW'si olan kişi misiniz?'

'Evet'

'Arabayı nasıl görebilirim?'

' Suadiye, Akın sokak, 34 numara, araba tam evin önünde duruyor'

'İsminiz?...'

' Mehmet.....'

'Ne zaman müsait olursunuz Mehmet Bey?'

'Her akşam 6'dan sonra evde olurum'

'Sana bir şey söyleyeceğim Mehmet..'

'Evet?...'

'Sen eşşolueşşeğin tekisin'

Ve telefonu yüzüne kapattım, onun numarasını da yazdım ve yanına 'eşşolusu 2' diye not aldım.

Bundan sonra iki tane eşşolusu vardı. Bir gün eşşolusu 1'i aradım. Telefonu açıp da ben 'Sen eşşolueşeğin tekisin' der demez, 'Senin kim olduğunu bir bulursam...'

'Ne yaparsın?'

'Kıçına tekmeyi yiyeceksin!'
<******>
'O zaman sana adresimi vereyim de gel'

' Ver de gör gününü!..'

'Suadiye, Akın sokak, 34 numara, siyah bir BMW var kapıda..'

'Hemen geliyorum, son duanı etmeye başla!'

'Hah, hah ödüm koptu' deyip telefonu kapattım. Sonra 'eşşolusu 2' yi aradım, ona da 'sen eşşolusueşeğin tekisin' deyince, çok kızdı, kim olduğumu bilse beni öldüreceğini söyledi, ona 'öyle mi, birazdan geliyorum, bekle' dedim.

Ve hemen polisi arayıp, Suadiye, Akın sokak 34 numarada oturan gay sevgilimi öldürmeye gittiğimi söyledim. Peşinden magazine meraklı bir tv kanalını arayıp, aynı adresi verip, travestilerin çıngar çıkardığını, ortalığı birbirine kattığını söyledim! Ve sonra arabama atlayıp, olacakları izlemek için aynı adrese doğru sürdüm. Tam zamanında gitmiştim, iki 'eşşolusu' birbirlerine girmişken, altı-yedi polis onları ayırmaya geliyordu, tv kameramanları da olayı görüntülüyorlardı.

Kendimi çok iyi hissettim. Öfkeyi kontrol etme mekanizması çok işe yaramıştı.

Alıntıdır...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

12/1/2008 · Kategori: Mizah

minibüs diyalogları



Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?
- Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
........................................................................................
Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi?
- Yok teyze biz Taksim'e çıkıyoruz.
- Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.
.......................................................................................

Yolcu:
- Abi Heykel'e çıkıyo mu?
Şoför:
-Yok abi, yanından geçiyo.
........................................................................................

Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
- Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?
- Ben kız değilim!
- Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.
........................................................................................

Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
- Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp:
- Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi! İşte o an benim ve şoförün bittiği andı.
........................................................................................

- Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine şoför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
........................................................................................
Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Müsait bi yerde iner misiniz?
Şoför:
- Niye sen mi kullancan???
..............................<******>..........................................................

Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri
Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla:
- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?
Bizim şoför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi...
........................................................................................

İstanbul'dayiz... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkıcak, elemanın biri açtı kapıyı. İçerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala bir umut sordu:
- Kaptan, yer var mı?
Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:
- Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »