Firefox'u Popüler Yapan Özellikler Neler?
Firefox'u Popüler Yapan Özellikler Neler?
--
DaLgacı
ÜnaL ÇuLcu
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
| ||||||||
| | ||||||||
| Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye'nin önde gelen bilgisayar markalarından Escort Computer arasında imzalanan anlaşma ile Escort PC'ler, kullanıcılarına milli işletim sistemi Pardus 2008 ile sunulacak. Pardus Proje Yöneticisi Erkan Tekman, "Türkiye'nin bir bilgisayar markası ile Türkiye'nin işletim sistemi ilk kez bir araya geliyor. Escort bilgisayarlar üzerinden Pardus'un daha fazla kullanıcı ile buluşması, Türk bilişim sektörü açısından büyük faydalar sağlayacaktır." dedi. Yapılan ortak yazılı açıklamaya göre Escort, Pardus'u müşterilerine sunmak amacıyla üç ayrı konfigürasyon hazırladı. TÜBİTAK tarafından Pardus'a uyumlu hale getirilen Escort'lara, Pardus 2008 sürümü yüklendi. Pardus, açık kaynak kodlu Linux altyapısını kullanması sebebiyle kullanıcılarına bilgisayar virüsleri ve çöp postalara (spam) karşı güvenli bir içerik sunuyor. Yazılımın 2007 sürümü, internet sitesinden ücretsiz olarak indirilebiliyor. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinin milli güvenlik açısından risk oluşturduğu görüşünden hareketle, açık kaynak kodlu bir ulusal işletim sistemi geliştirilmesine karar vermişti. Bu kararın ardından 2000'li yılların başlarında TÜBİTAK'a bağlı Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) tarafından özel bir proje başlatılmıştı. Tamamı Türk bilişim uzmanları tarafından üretilen yerli yazılım Pardus, ilk olarak Aralık 2005'te kullanıma sunuldu. İsmini Anadolu'da yaşayan bir pars cinsinden alan Pardus işletim sistemi halen, Milli Savunma Bakanlığı, RTÜK ve Manisa İl Sağlık Müdürlüğü gibi kamu kurumlarının yanı sıra çeşitli sivil toplum örgütleri ve özel şirketler tarafından da kullanılıyor. Birkaç yıl önce geliştirilen ve sürekli güncellenen milli yazılım yabancı ülkelerin de dikkatini çekiyor. Son olarak Microsoft'a alternatif arayan Çin hükümeti, Türk işletim sistemi Pardus'u incelemeye almış ve sistemin kendi ülkelerinde de kullanılabilmesi için görüşmelere başlamıştı. Türk yazılım uzmanları Pardus'un Çince sürümünün hazırlanabileceğini belirterek, Çin devletinin 'olur' vermesi halinde Türk işletim sisteminin dünyanın en kalabalık ülkesinde kullanılmaya başlayabileceğini dile getiriyor. Bilişim uzmanları Pardus'un, alanında tekel oluşturmakla suçlanan Microsoft'a karşı Türkiye'nin elini güçlendirdiğine dikkat çekerek, "Microsoft'un tahtını sallayacak bir projeye imza atıldı." yorumunu yapıyor. Zaman.com.tr | ||||||||
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Dünyanın en tanınmış bilgisayar dergilerinden Byte’da yer alan bir haber, balarıları hakkında son derece ilginç bilgiler içermektedir. Dergi bilgisayarlarla arı beynini karşılaştırmaktadır. Dergide yer verilen bir araştırmanın sonuçlarına göre, arı beyni, dünyanın en gelişmiş bilgisayarlarından daha hızlı çalışmaktadır. Bugün en gelişmiş bilgisayar saniyede 16 milyar işlem yapmaktadır. Arı beyninin işlem sayısı ise bunun tam 625 katı, yani 10 trilyondur. Üstelik arı beyni bu kadar fazla işlem yaparken bilgisayardan çok daha az enerji tüketmektedir. 10 milyon arının tükettiği enerji, ancak 100 wat’lık bir ampulü yakmak için harcanan enerji kadardır (Arının beyni 10 mikrowattan daha az enerji tüketir).
Arının beyni ile ilgili yapılmış olan bu karşılaştırmada da görüldüğü gibi, arıların vücut yapılarında kusursuz bir tasarım vardır. Arının her organı şu andaki görevlerini yerine getirebilmesi için özel olarak yaratılmıştır. Arılarda diğer böceklerde olduğu gibi sert kabuklardan oluşmuş bir dış iskelet vardır. Bu dış iskeletin temel bileşiği kitin denen eklemli sert bir tabakadır. Bu tabakalar dış iskelet yapısını oluşturacak kadar sağlam nitelikte yaratılmışlardır. Arıların solunum sistemi dışarıya açılan solunum delikleriyle başlar. “Trake sistemi” denilen bu sistem arının vücudundaki her organa rahatlıkla ulaşacak şekilde dallara ayrılmıştır. Trake kolları genişler ve hava keselerini oluşturur. Az sayıda ama büyükçe olan bu hava keseleri, havanın depo edilmesi için kullanılır. Keselerden çıkan ince dallar ve borular dokulara kadar uzanır. Arılar, bu keseleri sıkıştırmak suretiyle vücutlarındaki dolaşımı hızlandırırlar, bu sayede dokulara besin ulaşımı da hızlanmış olur. Arıların vücutlarındaki her kas farklı sayıda kas liflerinden oluşmuştur. Kas lifleri de boyuna uzanan hücrelerden yapılmıştır. Bilindiği gibi her canlı hücresinin faaliyet yapabilmek için enerjiye ihtiyacı vardır. Arının hareket etmesini sağlayan kaslarının yapısı kullanım alanına göre değişir. Örneğin kanat kaslarında olduğu gibi çok hızlı hareket eden kaslarda yeterince oksijen sağlayabilmek için diğer vücut kaslarında bulunan dış zar yoktur. Ayrıca hızlı hareket etmede gerekli olan oksijenin sağlanması için arıların tüm vücutları trake (solunum) boruları ile donatılmıştır.
Balarıları uçarken iki kanatlı gibi gözükmelerine rağmen aslında dört kanada sahiptirler. Uçarken bu dört kanatlarını sanki iki kanatmış gibi hareket ettirirler. Bu kullanılış şekli aerodinamik kurallara daha uygundur. Eğer bu dört kanat ayrı hareket ediyor olsaydı, uçmak için kullanışsız olacaktı. Oysa arılar kanatlarındaki özel tasarım sayesinde diğer pek çok uçucu canlıdan daha hızlı hareket ederler. Balarılarında arka kanatta bir sıra kuvvetli kanca şeklinde tüy bulunur. Bu kancalar ön kanadın kıvrılmış arka kenarına takılır ve bu sayede uçarken iki kanat gibi hareket eder. Dinlenme durumunda ise tüm bağlantılar açılarak ön ve arka kanatlar serbest hale geçer. Arıların koku alma organları antenlerinin üzerinde bulunur. (Böceklerin koku alma organları insanlardaki gibi solunum delikleri içinde yer almaz. Solunum delikleri başlarında değil vücutlarının başka bölgelerinde bulunur.) Anteninin içine doğru beyninden gelen koklama sinirleri uzanır. Ancak bu sinirler koku maddeleriyle doğrudan temas etmezler. Çünkü böceklerin vücudu -antenler de dahil olmak üzere- kabuk ile kaplıdır. Arı antenlerini mikroskop altına yatırdığınızda antenin üzerinde pek çok delik görürsünüz. Beyinden gelen koklama sinirleri bu deliklerin içinde son bulur. Ancak bu deliklerin üzeri özel bir zarla kaplıdır ve sinir uçlarını korumaya yarar. Buna rağmen kokuyu geçirebilme özelliğine sahiptir. Bu deliklerin arası ise incecik tüylerle kaplıdır. Bunlar arının duyum tüyleridir.
Arıların tat alma organları ağız boşluklarında ve hortumlarında bulunur. Arılar tatlıyı, acıyı, ekşiyi ve tuzluyu ayırt edebilirler. Bal toplayan arılar için bunlardan en önemlisi tatlılıktır. Arılar özellikle şekerin kendilerine gerekli olan cinslerini çok iyi ayırt ederler. Bir arı gerçek şeker ile tatlandırıcı maddeler arasındaki farkı hemen anlar. Bu hassas tat alma sistemi arılar açısından çok önemli bir özelliktir. Çünkü arı topladığı nektarı kullanarak bal üretir. Dolayısıyla kokunun ve şekerin hatalı algılanması balın ya hiç oluşmamasına veya sağlıksız olmasına sebep olacaktır.
Gülay Pınarbaşı
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Bilgisayarlar da cebe girdi
![]() |
Laptopları, yıllardır taşınabilir bilgisayarların standardı olarak kabul ettik. Fakat gelişmekte olan teknoloji ile birlikte hayatımıza yeni bir tür taşınabilir bilgisayar girdi, UMPC, yani ultra mobil PC. Bunlar o kadar küçük ki, bilgisayar gibi bile durmuyorlar. Akıllı telefonlardan (PALM, iPhone) büyük, laptoplardan küçük olan bu bilgisayarlar, önümüzdeki yıllarda taşınabilir bilgisayarların nasıl şekilleneceğinin habercisi gibi.
UMPC'ler, Microsoft ve Intel firmalarının ortak çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılmış yeni bir segment. Laptoplarda bulabileceğiniz birçok özelliğe sahipler. Microsoft'un Windows ile çalışabilen bir el bilgisayarları, yani UMPC'ler çekici tasarımları, en son teknolojiye sahip donanımları, çok küçük ve hafif olmalarıyla dikkat çekiyor.
Gelelim, UMPC'lerin bazı dezavantajlarına; ilk sırayı 1.000 ile 2.500 dolar arasında değişen fiyatları alıyor. MacBook Air veya Subnotebook denilen küçük boy dizüstü bilgisayar modellerinden bile daha yüksek bir fiyata sahip. Intel her ne kadar UMPC'lerin günümüzde var olmasında büyük pay sahibiyse de, sattığı çiplerin pahalılığından dolayı üreticilerin fiyatları aşağı çekmesi mümkün olmuyor. Bazı UMPC'lerde klavye ve fare yok, bunun yerine dokunmatik ekranı ya da ekranın iki tarafına yerleştirilmiş küçük tuş takımları olan modeller var. Bu da birçok kullanıcı için sorun teşkil edebilir. Piyasadaki ilk UMPC modelleri, Asustek ve Samsung firmalarına aitti. Bu iki firma da ilk UMPC modellerini 2006 yılında tanıtmışlardı. Asustek firması kendi UMPC modeli olan R50A'yı geçen sene piyasaya sürmüştü, hatta birkaç ödül bile almıştı. R50A bir laptopun sahip olduğu birçok özelliğe sahip. Klavyesi bulunmayan R50A, özel kalemi sayesinde ekranın üzerine yazma mantığı ile çalışıyor. GPS, kablosuz bağlantı, dâhili kamera bu modelin bazı özellikleri arasında. Asus'un çıkardığı en son model ise Asus R2H.
Samsung, Q1 modeli ile UMPC segmentinin iddialı üreticilerinden birisi. Q1, Amerika'da CES Elektronik Tüketici Fuarı'nda, inovasyon dalında 2008'in onur ödülünün sahibi oldu. Yeni nesil Q1, 1.33 GHz ULV Intel Core Solo Pentium işletim sistemi ile gerçekten çok güçlenmiş. 1GB'lık sistem belleği ve 7,5 saatlik pil ömrü ile Q1 bu sınıfta adından söz ettireceğe benziyor.
Gelelim tanıtmak istediğim en kullanışlı ve beğenilen UMPC olan Sony VAIO UX490N modeline. Sony, 2006 yılında çıkardığı ilk modeli olan Sony VAIO, UX50'den bu yana çok yol almış ve UX490N ile birçok eksiklikleri gidermiş. En büyük değişim HD, yani sabit disk yerine kullanılan yeni nesil SSD (Katı halli flash disk). Bu sayede pil ömrü uzatılmış, mekanik veya dönen herhangi bir parça olmadığı için dayanıklı, hafif ve hızlı bir bilgisayar ortaya çıkmış. Sony VAIO UX490N'yi rakiplerinden ayıran en büyük özelliği ise, bağlantı istasyonuna sahip olması. Opsiyonel olarak satılan bu istasyon ile bilgisayarınıza birçok aksesuar bağlamanıza imkan sağlıyor. Eğer bluetooth ile çalışan klavyeniz, fareniz varsa bağlantı istasyonuna ihtiyacınız yok; çünkü dâhili bluetooth, UX490N ile standart olarak sunuluyor. Diğer bir üstünlük ise 64 tuşlu kayarak açılan klavyeye sahip olması. 4.5-inçlik SVGA LCD tipi dokunmatik ekranı olan UX490N, XBRITE teknolojisi ve 1024x600 çözünürlüğü ile çok iyi bir görüntü sağlıyor. WiFi, mikrofon bağlantısı, ses giriş/çıkış bağlantısı, MS Duo kart yuvası, UX490N ile sunulan özelliklerden bazıları. 2 adet de dâhili kamera yerleştirilmiş. Standart pil ile 1,5-3,5 saat arası kullanım süresi yetersiz gibi gözükse de, büyük boy pil ile bu zamanı 3-7 saate çıkarmak mümkün. Sony güvenlik için, parmak izi okuyucusunu da unutmamış. 1.2 GHz Intel Core 2 Solo U2200 Ultra Düşük Voltaj (ULV) işlemci, 1 GB'lık bellek, 48 GB'lık SSD flash disk, Sony VAIO UX490N'nin UMPC sınıfında en üst sıralarda olmasının nedenlerinden bazıları.
Taşınabilir bilgisayarların "şimdilik" son noktası olan UMPC'lerin arasından seçip incelediğimiz Sony VAIO UX490N'nin Amerika satış fiyatı 2.500 dolar. Türkiye satış fiyatı ise 4.200 YTL civarında. Kesin bir sınıflandırma yapamasam da, Türkiye için üst gelir seviyesine hitap ediyor diyebiliriz. Bir tüyo vereyim, bu cihaz üzerinden VOIP teknolojisi kullanarak, internet üzerinden bedava sesli görüşme yapabilirsiniz. Ne dersiniz, yakın gelecekte herkesin cebinde cep telefonu yerine bir UMPC görür müyüz?Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Amerikan Newsweek dergisi bilimadamlarının halen üzerinde kafa yorduğu buluşları derledi.
Teknoloji dünyasındaki bu yenilikler arasında trafik kazalarını önleyecek özel kameradan hastalıklara ilaç olacak hücre programları da var…
Yüzen ev: Sel baskınlarında yan yatmıyor, sürüklenmiyor
19′de 1800 kişinin ölmesine yol açan büyük gelgit dalgalarının kabusunu hâlâ yaşayan Hollandalılar artık evlerini su üzerine inşa etmeye başladı. Gelgit dalgalarıyla yükselip alçalacak şekilde tasarlanan yüzen evler çok dengeli oldukları için asla yan yatmıyor, direğe bağlı oldukları için de sürüklenip gitmiyor. Elektrik ve su gibi ihtiyaçlar ise esnek kablo ve borularla karşılanıyor. Bu sadece Hollanda'nın değil bütün dünyanın işine yarayacak bir teknoloji. Birleşmiş Milletler eriyen buzulların ve yükselen deniz seviyesinin selleri artıracağını ve 2050 yılına kadar 2 milyar kişinin riske gireceğini tahmin ediyor.
Elmastan mikroçip: 'Kıyamete kadar' saklanabilecek
Bugün yılda 80 ton üretilen düşük kalite sentetik elmas sağlamlığından ötürü matkap gibi araçlarda kullanılıyor. Bilimadamlarının amacı ise yapay yolla üretilen bu sentetik elması mikroçiplerin hammaddesi olarak kullanmak. Çünkü silikon mikroçipler 95 derecede erirken, elmas olanlar 500 dereceye kadar dayanabiliyor. Daha ucuza mükemmel elmaslar yapmanm yolu bulunduğunda bunların üzerine daha fazla devre yerleştirilebilecek. Japon Nippon Telegraph and Telephone firması elmastan yapılmış yarı iletken prototipleri üretti bile.
Elektronik yardımcı pilot: Sert dönüşlerde devreye girecek
Direksiyon ve pedallar yine normal sürücü tarafından kontrol edilecek. Cansız yardımcı pilot sert dönüşler gibi tehlikeli hareketlerde devreye girerek aracın kaymasını önleyecek. BMW, DaimlerChrysler ve GM tarafından geliştirilen bu teknoloji alkollü ya da uyuklayan sürücüleri de uyararak şeritlerinden çıkmalarını önleyebilecek. Bu tür hatalar trafikteki ölümlerin yüzde 40′ına neden oluyor.
Fiber karbon otomobiller: Ağırlık yarıya inecek yakıt tasarrufu olacak
Normal otomobillerde kullanılan benzinin sadece yüzde l'inin araçtaki yolcuları taşımak için, yüzde 99′unun ise aracın kendisini ilerletmek için kullanıldığı gerçeği karşısında bilim adamları daha hafif araçlar üretmeye çalışıyor. Amaç yakıt tasarrufu. Karbon liflerinin yapıştırıcı benzeri bir malzemeyle birbirine tutturulmasıyla elde edilen malzeme çelik yerine kullanıldığında ağırlık yarıya inebilecek. Bu fiber karbon otomobillerde yakıttan yüzde 50 tasarruf etmek anlamına geliyor.
Kokuya duyarlı uçak: Kaybolan kişi kolay bulunacak
ABD'li bilim adamları sineklerin şimdi de koku alma yetenekleriyle yollarını nasıl bulduklarını araştırıyor. Amaç böceklerin 1 kilometre kadar uzaktan koku kaynağını farkettikleri gerçeğinden yola çıkarak, bu sistemi keşif uçaklarında kullanmak. Bu sayede ormanda kaybolan bir koşucu, ya da uyuşturucu tarlaları bu uçaklarla kolaylıkla bulunabilecek.
Beyinlere mikroçip: İngilizce'yi daha kolay öğrenin
Güney California Üniversitesi'nin uzmanları, insan beyninin hafıza bankasını destekleyip güçlendirecek bilgisayar çipleri üzerinde çalışıyor. Ted Berger hücrenin davranışlarını taklit edebilen bilgisayar programları ve bunları çalıştıracak çipler üretmeyi başardı. Uzmanlar bu teknolojiyle, beyne yerleştirilecek çipler sayesinde felçlilere ya da Alzheimer hastalarına yardım etmenin yanı sıra, örneğin İngilizce öğrenmek isteyen birinin de bunu daha kolay yapabilmesinin yolunu açmaya çabalıyor.
Yüz labarotuvarı:Uyumasın diye şoförün gözlerini takip edecek
"Facelab" (Yüz Laboratuvarı) adlı bir teknoloji sayesinde direksiyonun yanında bulunan bir kamera sürücünün yüzünü sürekli kontrol altında tutuyor. 3 boyutlu bilgisayara yansıyacak bu görüntü gözlere odaklanarak, gözbebeğinin ve iris tabakasının hareketlerini takip ediyor. Loş ışıkta bile çalışabilen bu cihaz şoförün tam olarak neye baktığını anlıyor ve şayet gözkapaklarının aşağıya doğru kaydığını farkederse sürücüyü uyarıyor. Koltuğu ve pedalı titreştirerek sürücünün ayık kalmasını sağlıyor.
Uzay meyveleri: 3 bin bitki türü uzaya gönderildi
Çinli bilim adamları bazı meyve ve sebzeleri orijinal boyutlarından daha büyük, bazı özelliklerininse daha üstün olmasını sağlamak için tohum halindeyken uzaya gönderiyor. Sıfır yerçekimi, kozmik radyasyon gibi uzaya has 7 unsura maruz bırakılan tohumlar geri getirilip toprağa dikiliyor. Salatalıklar beyzbol sopası uzunluğunda olabiliyor. Domateslerde ise yüzde 27 daha fazla antioksidan oluşabiliyor. Şu ana kadar, sebze, şifalı ot ve çiçeklerin dahil olduğu 3 bin bitki türü gram başına 45 bin dolara uzaya gönderildi. Bu sayede iki metrelik pamuk bitkileri elde ediliyor, böylece uzun ve esnek iplikler üretilebiliyor.
Hücreler programlanacak: Hastalık geni bir hapla devreden çıkabilecek
Kök hücre konusunda büyük mesafe kateden uzmanlar, bu yapı taşlarının kemiğe ya da karaciğere dönüşmesini sağlayarak hastalıkları kökünden çözmeyi amaçlıyor. İnsanın genetik mekanizmasına sadece birer hapla müdahalede edilebilmesi hiç de uzak değil. Hastalığa göre kimi genlerin devrelerini "açık" tutabilen, bu iyi gelmezse hastalığı tetikleyen genleri "kapatan" haplar yutturulabilecek.
Uzaya asansörlü yolculuk: 100 bin kilometrelik halatta eşya taşınacak
Yeryüzünden 100 bin kilometre yükseğe uzanacak asansörde "karbon nanotüpleri" adı verilen ve çelikten kat kat güçlü olan molekül zincirleri kullanılacak. Amerikalı fizikçi Edwards güneş enerjisiyle çalışan robotların saatte 190 kilometre hızla tırmanacağını öngörmüştü. 20 yıl içinde hayata geçirilebilecek teknolojiyle kilo başına 4 bin 500 dolar olan uzaya eşya taşıma fiyatı 450 $'a inecek.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Artık cep telefonlarından yapılabilen yönlendirmeyle gizli numara çağrıları engellenebiliyor.1 Ocak 2008 tarihi itibariyle GSM operatörleri üzerinden gizli numarayla arama dönemi sona erdi. Ancak, yine gizli numarayla arama yapılabiliyor. İşte bu sorundan kurtulmak çok basit bir işlemle mümkün olabiliyor. Ancak, cep telefonlarından yapılabilen basit bir işlemle gizli numaralar deşifre edilebiliyor. İŞLEM ÇOK BASİT Hangi GSM numarasını kullanıyor olursanız olun telefonunuzla “yıldız 253 kare” tuşlarına basıp arama yapın. Bağlı olduğunuz GSM operatörü size sesli cevap vererek gizli numaradan aranamayacağınızı bildirecek. Böylece, gizli numarayla sizi aramak isteyenler engellenmiş olacak. Yapılan bu işlemden sonra numarasını gizleyerek sizi arayan abonelere bağlı oldukları GSM operatöründen (Numaranızı gizlediğiniz için arama yapamıyorsunuz) mesajı iletilecek. İlgili abone gizleme işlemini iptal etmediği sürece de sizi arayamayacak. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!







Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::