KUTADGU BİLİG'İN, DEVLET FELSEFESİ - Yusuf Has Hacip

2008-03-31 14:21:00

KUTADGU BİLİG'İN,

DEVLET FELSEFESİ

image00185.jpg


Kutadgu Bilig, dört ana karakter arasında geçen diyaloglardan oluşmaktadır. Eserdeki bu dört ana karakterin her birinin belirli bir sosyal rolü vardır ve her biri belirli bir değeri temsil eder.

Küntogdi hükümdardır ve hukuku temsil eder;

Aytoldi vezirdir ve saadeti temsil eder;

Ögdülmis de vezirdir ve akli temsil eder;

Odgurmis ise asetiktir ve akıbeti temsil eder.

Eserin öyküsü şöyle özetlenebilir.

Aytoldi devlet hizmetine girmeyi çok istemektedir. Bir yakını aracıliğıyla o dönemin has hacibi ile tanışır ve hacip kendisini hükümdarin huzuruna çıkarır. Hükümdar, Aytoldi'dan hoşlanır ve kendisini vezir yapar. Bir süre sonra Aytoldi ölür ve geriye tek oğlu Ögdülmis'i bırakır. Hükümdar Ögdülmis'in yetişmesini ve eğitimini üstlenir.

Akıllı ve bilgili olan Ögdülmis, hükümdarin gözüne girerek bir süre sonra vezir olur. Ögdülmis'i çok seven ve onu kaybetmekten korkan hükümdar, ona yardim edebilecek ve gerekirse onun yerini alacak akilli ve bilgili bir kisi daha arar. Bu amaçla Ögdülmis arkadasi Odgurmis'i hükümdara tavsiye eder.

Hükümdar bu kisiyi kendi hizmetine almak istese de, basarili olamaz. Odgurmis, insanlardan uzak bir yerde ibadetine devam etmek ister. Daha sonra, Ögdülmis de devlet hizmetinden çekilip kendini tamamen ibadete vermek ister; ancak, Odgurmis buna karsi çikar ve herkesin yerinde kalmasini ve topluma en iyi hizmeti bu sekilde verebileceklerini söyler. Bir süre sonra, Odgurmis ölür ve geride müridi Kumaru'yu birakir. Vezirleri ve Odgurmis'in ögütleri sayesinde hükümdar, iyi kanunlar yaparak memleketi düzene koyar ve ülke refaha kavusarak halk mutlu bir yasam sürer.

Kutadgu Bilig'in Temel Devlet Felsefesi:

Kutadgu Bilig'de Yusuf bize bir Türk-Islam devletinin temel felsefesini çizmektedir. Bu felsefe, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletini isaret etmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, devletin bu niteliklerinin Kutadgu Bilig'de birbirine sıkı sıkıya bagli olmasidir. Bugüne kadar Kutadgu Bilig incelemelerinde, belki de Yusuf'un karakterlerini hükümdar-vezir seklinde ayrima tabi tutmasi nedeniyle, belirli bir hiyerarsik sistem aranmistir.

Töre (kanun), kut ve akil, sadece astlik- üstlük iliskisi içinde incelenmistir. Ancak, eser dikkatli okundugunda anlasilmaktadir ki, Yusuf'un çizdigi tüm karakterler, bunlarin temsil ettigi degerler ve bu degerlerin bizi götürdügü temel devlet nitelikleri birbirinden ayrilamaz. Örnegin, töreye uymadan insan kut alamaz; hukuk devleti olunmadan sosyal devlet olunamaz. Diger taraftan, haklarinin ödenmedigi bir insan, devletin degerleriyle uyumlu yasayamaz; yani, sosyal devlet olunmadan hukuk devletinin temelleri saglamlastirilamaz.

Asagida devletin her bir niteligi üzerinde durdugumuzda bu nokta daha iyi anlasilacaktir.

1. Demokratik Devlet:

Bir noktaya isaret etmemiz gerekir ki, Kutadgu Bilig demokratik bir devlet sistemini açiklar ve tavsiye eder dedigimizde, demokrasinin bugünkü sekil sartlari ile 11.yüzyilin sartlari arasindaki farki göz önünde bulundurmaliyiz. Kutadgu Bilig'de bugünkü demokratik rejimlerin tüm niteliklerinin açiklandigini degil, ve fakat bu niteliklerin temelleri bulundugunu, 11.yüzyil sartlarinda çok ileri bir demokratik yapiyi isaret ettigini ve bu nedenle eserin politik mesajinin ileriye yönelik oldugunu savunuyoruz. Demokratik devletin önemli niteliklerini ve bunlarin Kutadgu Bilig'deki yerini söyle açiklayabiliriz:

a. Gücün Sinirlandirilmasi:

Demokratik devlet dedigimizde, herseyden önce, devleti yönetenlerin gücünün, yani iktidarin, sinirlandirilmasi anlasilmalidir. Demokratik devlet genel olarak, gücün tek elde toplandigi ve sinirlandirilmadigi totaliter-otoriter devletin karsiti olarak belirmektedir. Demokrasilerde devleti yönetenler anayasa ve yasalar, ayrica demokratik sistemin köklesmesi oraninda demokratik gelenek ve degerler tarafindan denetim altinda tutulur ve güçleri sinirlandirilir.

Kutadgu Bilig'de, ve genel olarak eski Türk toplumlarinda, hükümdarin gücü ilk önce töre ile sinirlidir. Hükümdarlar töreye göre, ve eger töre isterse, is basina gelir ve kendileri de töre koyarlar. Basarili olmayan hakanlarin töre tarafindan istenmedigi düsünülür.

Kutadgu Bilig'de hükümdar Küntogdi'nin bizzat kanunu, yani bir anlamda töreyi temsil etmesi rastlanti degildir; töre toplumun basidir ve hükümdar yüzyillar boyunca halkinin olusturdugu degerlere, gelenek ve görenek ile yasalara uymak zorundadir. Diger bir deyisle, yöneticiler toplumsal degerlerin yansimasi olan töreye karsi gelemezler; yetkileri töre ile sinirlidir. Törenin Türk toplumlarinda ilahi menseli oldugunun kabul edilmesi, bu sinirlamanin gücüne güç katmaktadir.

Bu inanisa göre, töreye uymayan hükümdar sadece bu dünyada degil, öldükten sonra da huzur bulamayacaktir. Böylece hükümdar, töreyi uygulamali ve iyi kanunlar koymalidir.

Kutadgu Bilig'de hükümdarin gücünü sinirlamaya yol açan önemli bir diger demokratik düsünce ise isin ehline verilmesidir. Genis bir açidan bakildiginda Kutadgu Bilig, iyi yöneticiler bulma ve devlet yönetimini bu isi yapabilecek nitelikteki insanlarin eline birakma mesaji üzerine kuruludur. Hükümdarin Aytoldi ve Ögdülmis'i vezirlige kabul ederek yaninda tutmasinin, bu sahislarla hükümdar arasinda geçen diger devlet görevlilerin sahip olmasi gereken nitelikler hakkindaki diyaloglarin ve Odgurmis'i saraya baglama çabasinin arkasinda hep "isin ehline verilmesi" mantigi yatmaktadir. "Isi is bilen kimselere ver" düsüncesi Kutadgu Bilig'in özüdür.

Bir Türk-Islam devlet gelenegi halini alan "isin ehline verilmesi" düsüncesi, bizi demokratik rejimlerde yöneticilerin yetkilerinin sinirlandirilmasini saglayan birçok kurum ve uygulamaya götürür. Kutadgu Bilig'de bu tür kurum ve uygulamalardan en önemlileri seçim, danisma, gücün paylasilmasi/devredilmesi ve görev degisimi olarak karsimiza çikar.

Sirasiyla bunlara deginelim.

Demokratik bir devlette, özellikle günümüzün demokratik toplumlarinda, seçim en önemli kurum olarak belirir. Dogal olarak, Kutadgu Bilig'deki seçim anlayisini 19. yüzyilda yeserip 20. yüzyilda yayginlasacak "dogrudan seçim" olarak algilamamak gerekir. "Isin ehline verilmesi" düsüncesi Kutadgu Bilig'de, yöneticilerin yeni göreve alinacaklari sınama, onlar arasinda bir seçime gitme sorumlulugu olarak belirir. Ise alinacak kisiler, toplumun ileri gelenleri veya yöneticiler karsisina çikar ve her açidan sınamadan geçirilir. Örnegin Aytoldi ilk sehre gittiginde ve hükümdar ile karsilasmayi arzuladiginda Küsemis onun kisiligini tartar ve onu ancak iyi insan olduguna kanaat getirdikten sonra dönemin has hacibi ile tanistirir. Has hacip de onu begendikten sonra hükümdar Küntogdi'nin huzuruna çikarir. Bu kez hükümdar Aytoldi'yi sınar ve sonra devlet hizmetine davet eder. Yani Kutadgu Bilig'e göre: "Beyler hizmetkarlarina dikkat ve hizmete girecekleri de esasli bir sekilde tecrübe etmelidir. Ancak kulun isin ehli oldugu görüldükten sonra, bey ona izzet ve ihsan kapisini açmalidir."

Aytoldi'nin sınanma süreci Ögdülmis'in vezirlige atanmasinda da tekrarlanmistir ve aslinda, yukarida belirttigimiz gibi, Yusuf eserin önemli bir kismini devlet yönetimine gireceklerin nitelikleri ve seçimi üzerine diyaloglara ayirmistir. Böylece, demokratik bir devletteki seçimin islevini, ülkeyi yönetebilecek bilgili insanlari göreve getirmek olarak görürsek, bu konunun Kutadgu Bilig'de ayrintili olarak ele alindigini söyleyebiliriz. Eserdeki seçim süreci, ancak ehil insanlarin kademeli olarak en üst devlet görevlerini üstlenebilmesine olanak tanir: "Kulu önce, tavri ve hareketi bakimindan, iyice tecrübe etmeli; sonra anlayisi nispetinde ona paye verilmelidir."


Devamını Okumak için tıklayınız... http://tarihhazinesi.blogspot.com/2008/03/kutadgu-biligin-devlet-felsefesi-yusuf.html

495
0
0
Yorum Yaz