13/3/2009 · Kategori: GunceL

Sıkıysa sevmeyin çocukları

Okul basıp 16 kişiyi öldürdükten sonra kıstırıldığı markette can veren 17 yaşındaki Tim’in evinde 16 silah bulunmuş.

Teoman’ın “17” şarkısını hatırlar mısınız: “Mektupları şişedeyken/bir de bakmış deniz yokmuş./Tek başına dans ederken/mutsuzluktan sarhoşmuş.”

Mutsuzluk sarhoşu muydu Tim? Yoksa batı uygarlığının alnında, görmezden gelinmiş bir sivilce miydi?

O batı uygarlığı ki Gazze’de, Irak’ta ya da Bosna’da kırılan çocukları fazla umursamamış...

Onun yerine savaş tanrılarına silah satmış. Afrikalı çocuk askerlerin ellerine tutuştursunlar diye.

Doğu Avrupa’nın fukara çocuklarını fahişeliğe zorlamış beş yıldızlı otellerde.

Güneydoğu Asya’daki kız çocuklarıyla yatmak isteyenlere turlar düzenlemiş.

Bugün okullarında akan kana akıl erdiremeyen yine aynı batı uygarlığı.

***


Evet, çocukları sevip korumamız, üzerlerine titrememiz lazım. Ama sırf duygusal nedenlerle değil.

Kendimizi korumak için korumalıyız çocukları.

Onları sevmeliyiz çünkü ebediyen çocuk kalmayacaklar.

Ruhunu sakatladığımız her çocuk yakın gelecekte birer yetişkine dönüşecek.

Üç beş sene sonra çoğunun bileği bizimkinden güçlü olacak. İstedikleri silahı kullanabilecekler.

Böyle insanlarla yaşamaya hazır mıyız?

***


Sevilip korunmuş olsaydı, 17 yaşındaki Tim ölüm makinesine dönüşmezdi belki...

Ne diyor Teoman “17” şarkısında: “Oyundan kalkmak isterken/kâğıtlar dağıtılmış/Bu hava boşluğunda/artık her şey satılıkmış./Trafikte akmayan hep onun şeridiyken,/Söylediği son şarkı/’Elveda Zalim Dünya’ymış.”

Madem vicdanımız çocuklarımızı sevmeye yetmiyor, o zaman alın size bir neden daha: Çocukları sevelim, yarın bir okul baskınında kurşun yememek için.


Tuna Kiremitçi Vatan Gazetesi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »